|
32 - ESHÂB-I KEHF
ŞU ANDA
UYUYORLAR
Mekkedeki
müşrikler, Medîne'ye bir kere,
Bir adam
gönderdiler kâfir yehûdîlere.
Allahın
Resûlünü "İmtihân etmek" için,
Bilgi
alacaklardı, iç yüzü buydu işin.
Yehûdîler
dedi ki o haberci gelince:
(Ona, "Eshâb-ı
Kehf"den suâl edin siz önce.
Sorunuz
ikinci kez Ona "Zülkarneyn"den.
Üçüncü olarak
da "Rûh"un mâhiyyetinden.
Verirse bu üç
şeyden size doğru mâlûmât,
"Hakîkî
Peygamber"dir, o zâta edin bî'at.
Yok, cevap
veremezse, "Yalancı"dır o hâlde.
Ona, her
eziyyeti yapın daha ziyâde.)
Rabbimiz,
Habîbine bunların bilgisini,
Vermek için
gönderdi hemen "Kehf sûresi"ni.
Bu sûreyi
Resûl'e gönderince Rabbimiz,
Oldu bilgi
sâhibi Peygamber Efendimiz.
Bunlar,
Tarsus şehrinin ahâlîsindendiler.
Altısı,
hükümdârın müşâviri idiler.
Hükümdâr, o
târihte "Dokyânus" nâm biriydi.
Mü'minlere
zulmeden, putperest birisiydi.
Sonra, "Tanrılığı"nı
îlân eden bu zâlim,
İşkence
ediyordu inanmazsa ona kim.
Hâlis
müslümânları, aratıp köşe bucak,
Yakalayıp,
onları astırırdı çabucak.
Ve lâkin bu
zâlimin vezîri bu "Altı genç",
Bulurdu bu
işleri haksız, çirkin ve iğrenç.
Çâresizlik
içinde, gelerek bir araya,
Hep duâ
ederlerdi Allahü teâlâya.
Bunlar, yine
bir evde toplanınca bir gece,
Tâkip etti
bir kâfir peşlerinden gizlice.
Yanlarına
gelerek dedi ki: (Bu evde siz,
Ne için
toplandınız, bunda nedir gâyeniz?)
Dediler ki: (İbâdet
ederiz Rabbimize.
Eğer arzû
edersen, sen de gel, katıl bize.
Allahü
teâlâya îmân edersen şâyet,
Sana da nasîb
olur ebedî bir seâdet.)
Lâkin o
inanmayıp, dedi ki o gençlere:
(Puthânede
gördüm ben ecdâdımı ilk kere.
Onların
yollarından ayrılamam bâhusûs.
Sonra siz,
hükümdâra karşı geliyorsunuz.)
Onların
yanlarından ayrılıp daha sonra,
Acele ihbâr
etti gençleri hükümdâra.
Bu ihbâr
üzerine, "Dokyânus" da o vakit,
Onları,
huzûruna çağırıp etti tehdît.
Onları da
putperest yapmak için o zâlim,
Dedi ki: (Öldürürüm,
karşı gelen varsa kim.)
Onlar,
îmânlarında sebât edip ihlâsla,
Onun bu
teklîfine yanaşmadılar aslâ.
Dediler: (Ey
hükümdâr, biz hâlis müslümânız.
Rabbimiz "Allah"tır
ki, başkasına tapmayız.
Zîrâ yok
başka ilâh ibâdete müstehak.
O'dur bizi
yaratan ve O'dur mâbud-u Hak.
Eğer kabûl
edersek teklîfini biz sizin,
Ebedî
felâketi olur bu hepimizin.
Zîrâ "Allah"tan
gayri birine tapsa kişi,
Ebedî yakar
onu Cehennemin ateşi.)
|