|
28 - ÎSÂ ALEYHİSSELÂM
ZÂLİM
KRALIN ÎMÂN ETMESİ
"Îsâ
aleyhisselâm" devr-i seâdetinde,
Zâlim, mağrûr
bir kral var idi "Nusaybin"de.
Cibrîl, Îsâ
Nebî'ye bir vahiy getirdi ki:
(Îmâna
dâvet eyle o kibirli meliki.)
O da, gelip
dedi ki derhâl havârîlere:
(İçinizden
hanginiz gidip de bu şehire,
Seslenir ki:
"Allahın Peygamberi ve kulu,
Olan Îsâ
Peygamber geliyor size doğru.")
"Yâkub",
"Tevmân" ve "Şem'ûn" adlı üç havârî'ye,
Emredip Îsâ
Nebî, gönderdi o beldeye.
Önce "Tevmân"
girince, onu yakaladılar.
Ve zâlim
hükümdârın yanına çıkardılar.
El ve
ayaklarını kestirip zâlim kral,
Gözlerine mil
çekip, hapsetti onu derhâl.
"Şem'ûn"
dahî gizlice giderek o diyâra,
Aklı ve
zekâsıyla yaklaştı hükümdâra.
Onlardan
görünerek, sakladı îmânını.
Kazandı
hükümdârın sonsuz îtimâdını.
Hattâ öyle
sevdi ki "Şem'ûn"u o hükümdâr,
Ona
danışmaksınız almazdı tek bir karâr.
Bir gün
Şem'ûn, krala dedi ki: (Hükümdârım!
Şu Tevmân'ı
çağırıp, bâzı şeyler soralım.)
Kral "Peki"
deyince, huzûra geldi Tevmân.
Şem'ûn
dedi: (Ey kişi, nedir senin iddiân?)
Tanımıyormuş
gibi "Tevmân"ı daha önce,
Suâller sordu
ona, plânı gereğince.
Tevmân
cevap olarak, dedi ki: (Îsâ Nebî,
Allahın
Resûlüdür diğer Nebîler gibi.)
Sordu yine:
(Ey kişi, delîlin nedir bunda?)
Dedi: (Her
hastalığı iyi eder ânında.
Ayrıca, haber
verir gizli olan şeyleri.
Allahın izni
ile diriltir ölüleri.)
Şem'ûn
dedi: (Ey melik, bu, büyük iddiâdır.
Zîrâ böyle
vasıflar, ancak Nebî'de vardır.
Çağıralım o
zâtı, hakîkat böyle ise,
O zaman hiç
şüphesiz Peygamberdir o kimse.
Biz dahî,
seve seve ona îmân ederiz.
Değilse, bu
kişinin cezâsını veririz.)
Kral mâkul
görünce, gönderdiler bir haber.
Nihâyet
yanlarına geldi "Îsâ Peygamber".
Tanımıyormuş
gibi yaparak Şem'ûn onu,
Dedi: (Size
Peygamber diyorlar, bu doğru mu?
Her türlü
hastalığı iyi eder diyorlar.
Şu Tevmân'ı
iyi et, herkes görsün âşikâr.)
"Tevmân"ın
kesik olan el ve ayaklarına,
Elini sürer
sürmez, tam sıhhat geldi ona.
Sonra da,
gözlerine sürer sürmez elini,
Bir anda,
görür hâle getirdi gözlerini.
Şem'ûn
dedi: (Pek âlâ, bir de ölü diriltsen.
O zaman
anlarız ki, gerçekten Nebîsin sen.)
Îsâ
aleyhisselâm, "Nûh"un evlâdı olan,
"Sâm"a
seslendiğinde, o kalktı mezârından.
(Îsâ
aleyhisselâm Peygamberdir) dedi ve,
Yine vefât
ederek, giriverdi kabire.
Kral bunu
görünce, insâfa geldi birden.
Bütün
maiyyetiyle îmân etti gönülden.
|