|
23 - DANYAL ALEYHİSSELÂM
BUHTUNNASAR’IN RÜYÂSI
Benî İsrâil için,
gönderildi Peygamber.
Ve "Tevrât"ın
hükmünü, herkese verdi
haber.
İsrâiloğulları,
önceden gönderilen,
Bir nice Peygamberi
dinlemediklerinden,
Musallat kıldı Allah,
onlara zâlimleri.
İstîlâya uğradı, birden
memleketleri.
“Buhtunnasar”,
orduyla girip
bölgelerine,
Şâm ve havâlîsini, hep
geçirdi eline.
En ufak bir merhamet
bile hiç göstermeden,
Öldürdü pek çoğunu,
büyük küçük demeden.
"Beyt-ül mukaddes"i
de, bir harâbe hâline,
Çevirip, ordusuyla
Bâbil’e döndü yine.
Esîr almış olduğu,
"Yetmişbin çocuğu" da,
Bâbil’e
gittiğinde, paylaştırdı
orduda.
"Danyal aleyhisselâm",
pek de genç hâli ile,
Esîrler arasında, gitmiş
idi Bâbil’e.
Buhtunnasar,
fark edip onun
olgunluğunu,
Esîrlerden ayırıp,
saraya aldı onu.
O, artık el üstünde,
sarayda büyüyordu.
Buhtunnasar,
ona çok ilgi
gösteriyordu.
Lâkin haset ettiler onu
çekemiyenler.
Bu işi bozmak için,
düşündüler hîleler.
Gelip, Buhtunnasar’a
şöyle söylediler ki:
(O, senin milletinden ve
dîninden değil ki.)
Buhtunnasar
hemence, bu işi tahkîk
edip,
Hapse attı sonunda,
hakîkati öğrenip.
Çok geçmeden, korkulu
bir rüyâ gördü, lâkin,
Uyanınca, rüyâyı unuttu
sabahleyin.
Bütün kâhinlerini,
toplayıp bir araya,
Dedi ki:
(Söyleyiniz, nasıl idi o
rüyâ?)
Dediler ki: (Efendim,
bilemeyiz onu biz.
Rüyâyı anlatırsan tâbir
edebiliriz.)
Çok kızdı Buhtunnasar,
dedi ki:
(Ben sizleri,
İşte bu günler için
saklardım çoktan beri.
Size üç gün müsâde,
hâlledin bu işi siz.
Yoksa, cezâ olarak
ölürsünüz hepiniz.)
Danyal
aleyhisselâm, duydu bunu
hapisten.
Zindancıyı çağırıp, dedi
ki ona hemen:
(Eğer buhtunnasar’a,
götürür isen beni,
Rüyâsını söyleyip,
yaparım tâbirini.)
Haber verdi zindancı, bu
teklîfi sultâna.
Çok sevinip, dedi ki:
(Acele getir bana.)
Ve lâkin o zamanlar,
şöyle bir âdet vardı.
Onun yanına giren, önce
secde yapardı.
Danyal
aleyhisselâm, bu husûsu
önceden,
Bilirdi, lâkin yine,
girdi secde etmeden.
Buhtunnasar,
merakla sordu ki ona
derhâl:
(Niçin secde etmeden
giriyorsun ey Danyal?)
Buyurdu:
(Rabbim bana, rüyâ tâbir
etmeyi,
Öğretti ki, bu işi
yaparım gâyet iyi.
Lâkin bir şart koştu ki
bu bâbta bana Rabbim,
O da, O'ndan gayriye,
hiç secde etmiyeyim.)
O böyle söyleyince, dedi
ki o bu defâ:
(Demek ki sen Rabbinin
ahdine ettin vefâ.
Hakîkatli kişisin, seni
tebrîk ederim.
Benim bir müşkilim var,
çözersin zannederim.
Geçen gün rüyâ gördüm,
unuttum sonra fakat.
O rüyâ ve tâbiri
nasıldı, bana anlat.) |