ŞİİRLERLE MENKIBELER

PEYGAMBERLER

 

1.Cild

 Kitap       Web

2.Cild

 

Peygamber (Aleyhisselâm) Efendimizin Hayatı

 

03 -

Peygamberler

04 -

Dört Büyük Halife

 

 

05 -

Eshâb-ı Kiram

06 -

Büyük İmâmlar

 

 

07 -

Anadolu Evliyâları

08 -

Buhârâ Evliyâları

 

 

09 -

Horasan Evliyâları

10 -

Rehber İnsanlar

 

11 -

Güzel Nasihatlar

12 -

İmân ve Namaz

22 - SÜLEYMÂN ALEYHİSSELÂM

VEFÂTI

 

"Süleymân Peygamber" ki, hükmederken dünyâya,

Allah’tan utanarak, ederdi O'ndan hayâ.

 

Zâten onun, Rabbinden, bu mülk ve saltanatı,

Talep etmesindeki yegâne, tek maksadı,

 

"Dînini daha kolay yaymak"tı insanlara.

Ve kabûl ettirmekti, kendisini onlara.

 

Bir "Mûcize" olarak istemişti o mülkü.

İnsanlar, saltanata kıymet verirdi çünkü.

 

Bu kadar dünyâlığa sâhip iken, o yine,

Alçak gönüllülüğü, şiar etti kendine.

 

Dâimâ Hakk'a karşı, bildi âcizliğini.

Durmadan cihâd edip, teblîğ etti dînini.

 

Hem öyle adâletle hükmetti ki kırk sene,

Dünyâ meliklerini hayrân etti kendine.

 

Bu kadar çokken onun, mülkü ve saltanatı,

Bu nisbette çok idi, ibâdet ve tâ’atı.

 

Girip kendi yaptığı, o "mescid-i Aksâ"ya,

Hep ibâdet yapardı, Allahü teâlâya.

 

Ve hattâ bir iki ay, çıkmazdı dışarı pek.

Yemek için, yanına, alırdı biraz ekmek.

 

Her sabah, mihrâbında, biter idi bir fidan.

Sorardı o fidana: (Neyedir senin faydan?)

 

Her fidan söyler idi, ona önce adını.

Sonra da arz ederdi, neye yaradığını.

 

Bir gün “Keçi boynuzu” mihrâpta gördü birden.

Ona dahî sordu ki: (Senin nedir fâiden?)

 

O şöyle cevap verdi, Süleymân Peygambere:

(Ben, senin mescidini geldim harâb etmeye.)

 

Dedi: (Ben hayâttayken, mescidim olmaz harâb.)

Vefât edeceğini anlayıp dedi: (Yâ Râb!

 

Ecelim yakın ise, öleceksem ben şâyet,

Gizle bu cinnîlerden öldüğümü bir müddet.

 

Böylelikle insanlar, anlasınlar ki iyi,

Aslâ bilmez cinnîler, olacak hâdiseyi.)

 

Sonra, yine mihrapta, dayanıp Asâ'sına,

Devâm etti her günkü namâzın edâsına.

 

İşte bu vaziyette kılarken namâzını,

Melek-ül mevt gelerek, alıverdi canını.

 

İbâdet eylediği mescid-i Aksâ’nın da,

Birer delik var idi, önüyle arkasında.

 

Cinler, bu deliklerden tâkip edip hep onu,

Görürlerdi devâmlı "Ayakta" durduğunu,

 

Sandılar ki, “Ayakta namâz kılıyor yine”.

Vâkıf olamadılar işin hakîkatine.

 

Hayâtta” zannederek, Süleymân Peygamberi,

Aynen yapıyorlardı ağır ve zor işleri.

 

Aradan uzunca bir zaman geçti bu minvâl.

Hattâ gariplerine gitmiyordu işbu hâl.

 

Zîrâ o, önceden de dışarı çıkmazdı pek.

Hep ibâdet yapardı, sabahtan akşama dek.

 

Sonra bir “Ağaç kurdu”, Asâ’yı kemirince,

Süleymân Peygamber de yere düştü böylece.

 

Yere düşmüş görünce, mübârek bedenini,

O zaman anladılar vefât eylediğini.

 

Cinnîler, insanlara derdi ki o devirde:

(Biz biliriz, her ne ki olacaksa ilerde.)

 

Bu hâdiseden sonra, kesildi hep sesleri.

Zîrâ çıktı ortaya, yalan söyledikleri.

Bir Önceki Sayfaya GiderBu Kitabın Ana Sayfasına GiderBir Sonraki Sayfaya Gider

Abdüllatif Uyan