ŞİİRLERLE MENKIBELER

PEYGAMBERLER

 

1.Cild

 Kitap       Web

2.Cild

 

Peygamber (Aleyhisselâm) Efendimizin Hayatı

 

03 -

Peygamberler

04 -

Dört Büyük Halife

 

 

05 -

Eshâb-ı Kiram

06 -

Büyük İmâmlar

 

 

07 -

Anadolu Evliyâları

08 -

Buhârâ Evliyâları

 

 

09 -

Horasan Evliyâları

10 -

Rehber İnsanlar

 

11 -

Güzel Nasihatlar

12 -

İmân ve Namaz

21 - DÂVUD ALEYHİSSELÂM

SESİ ÇOK GÜZELDİ

 

"Dâvud aleyhisselâm" merak edip gâyetle,

Sık sık dolaşıyordu tebdîl-i kıyâfetle.

 

Zîrâ o, şu husûsu bilmek isterdi ki hep,

“Milleti idârede kusûrum var mı acep?”

 

"Kendisinin hakkında, milletteki kanâat,

Acabâ nasıl?" diye, yapardı istihbârât.

 

Bu maksatla gezerken, bir gün memleketinde,

Karşısına, bir "melek" çıktı insan şeklinde.

 

Hazreti "Cebrâil"di rastladığı o melek.

Yaklaşıp sordu ona, teb’adan zan ederek.

 

Dedi: (Nasıl milletin şimdi râhat, huzûru?

Dâvud’un, idârede sence var mı kusûru?)

 

Cibrîl dedi: (İyidir, kusûru yoktur, ancak,

Onda bir haslet olsa, daha iyi olacak.)

 

(O haslet nedir?) diye sordu Dâvud Peygamber.

dedi ki: (Beytülmaldan geçinirmiş o meğer.

 

Halbuki bir kimsenin, elinin emeğiyle,

Yemesi, kıyâslanmaz aslâ diğerleriyle.)

 

Dâvud Nebî, Rabbinden niyâz etti: (İlâhî!

Elimin emeğiyle geçim ver bana dahî.)

 

Ona, "Demirciliği" öğretti Hak teâlâ.

Geçimi, eskisinden oldu iyi ve âlâ.

 

Ramazân-ı şerîfte geldi Cibrîl bir sene.

Ve "Zebûr-u şerîf"i getirdi kendisine.

 

Sesi, öyle yanık ve te'sîrliydi ki onun,

Böyle güzel değildi sedâsı hiçbir kulun.

 

Sâdece "Resûlullah" müstesnâ idi bundan.

Zîrâ O, her Nebîden üstündü her bakımdan.

 

Kim "hazreti Dâvud"un işitseydi sesini,

Hayrân ve şaşkın olup, kaybederdi kendini.

 

O, "Zebûr" okumaya başlasaydı ne zaman,

Halka halka dizilip, dinlerdi ins ve hayvan.

 

Önce din âlimleri, sonra diğer mü’minler,

Onların arkasına saf olurdu cinnîler.

 

Sonra, ehlî ve vahşî hayvânâtın cümlesi,

Toplanıp, huşû ile dinlerlerdi bu sesi.

 

O anda bütün kuşlar, üstlerine gelerek,

Gölgelik ederlerdi, hepsi kanat gererek.

 

"Dâvud aleyhisselâm" evden çıktığı zaman,

Evinin kapısını kitlerdi muntazaman.

 

Yine bir gün, evinden çıkıp gitti bir yere.

Kilitledi kapıyı, bu âdeti üzere.

 

Geriye geldiğinde açıp girdi içeri.

Lâkin baktı, içerde oturur başka biri.

 

Çok taaccüp ederek, buyurdu: (Kimsin ki sen,

İçeri girebildin kapı kilitli iken?)

 

Dedi ki: (Ben öyle bir kimseyim ki ey Dâvud!

Fark etmez bana açık, kilitliymiş veyâhut.)

 

Onun kim olduğunu tahmîn etti o dahî.

Dedi: (Sen, öyle ise Azrâilsin Vallahi.

 

Rûhumu kabzetmeye geldinse şimdi eğer,

Niçin bunu önceden vermedin bana haber?)

 

Dedi: (Çok haberciler göndermiştim sana ben.

Meselâ nerde şimdi ecdâdın, nerde deden?)

 

Dâvud aleyhisselâm dedi: (Hepsi öldüler.)

Dedi ki: (İşte onlar, birer haberciydiler.)

 

Ve "hazreti Dâvud"a hürmetkâr davranarak,

Kabzeyledi rûhunu, ondan izin alarak.

Bir Önceki Sayfaya GiderBu Kitabın Ana Sayfasına GiderBir Sonraki Sayfaya Gider

Abdüllatif Uyan