|
20 - YÛNUS ALEYHİSSELÂM
YİNE İNANMADILAR
Peygamber gönderildi
Nineve beldesine.
Benzerdi sesi aynen, "Dâvud
Nebî" sesine.
O, Nebî olmadan da
söylemezdi hiç yalan.
Emîn ve yardımsever bir
kişiydi her zaman.
“Otuz" yaşında
iken gönderildi
Peygamber.
Gelip, risâletini
kavmine verdi haber.
Lâkin inanmadılar,
dediler ki:
(Ey Yûnus!
Eskiden söylemezdin,
nerden çıktı bu husûs?
Var iken aramızda bu
kadar âlim, kâhin,
Senin söylediğini
söylemez kimse lâkin.
Biz, babalarımızın
yolunda gitmekteyiz.
Onlardan böyle bir şey
işitmedik aslâ biz.
Sen çıkmış, tek başına
onları kötülersin.
Bizi, bilmediğimiz dîne
dâvet edersin.)
"Yûnus aleyhisselâm"
sabredip tekrâr yine,
Yılmadan dâvet etti
onları hak dînine.
"Yüzbin" kişi
idiler Nineve ahâlisi.
Lâkin îmân etmedi
onlardan hiç birisi.
Ve hattâ, ezâ cefâ
ettiler her gün ona.
Yine de ısrâr ile
çağırırdı îmâna.
Yine inkâr edince,
buyurdu:
(Ey insanlar!
Küfürde kalanlara,
âhirette azâb var
Allahü teâlâya
inanmazsanız şâyet,
Gelir üzerinize çok
büyük bir felâket.)
Onlar, alay ederek
dediler ki: (Ey Yûnus!
Bizi, azâb ile mi
korkutursun bâhusûs?
Senin hâtırın için
gelecekse bu azâb,
Bunca halk, senin için
çekecekse ızdırâb,
Çok merak ediyoruz
gelecek felâketi.
Rabbine duâ et de,
göndersin o âfeti.)
"Yûnus Nebî",
kavmine darılarak bu
defâ,
Üzüntüyle ayrılıp, gitti
başka tarafa.
Bu sefer Hak teâlâ
vahyetti ki kalbine:
(Çok acele eyledin, geri
dön, git kavmine.
Onları, kırk gün daha
îmâna eyle dâvet.)
Yûnus Nebî dönerek, emre
etti icâbet.
Kaldı aralarında
“Otuzyedi gün” daha.
Lâkin tek kişi bile
inanmadı Allaha.
Buyurdu:
(Küfrünüzde ettiniz
mâdem ısrâr,
Bekleyin o azâbı, hem de
üç güne kadar.
Azâbın geldiğine, şudur
ki ilk alâmet,
Hepinizin benizi
sararır, solar gâyet.)
Ve ilâhî bir emir
gelmeden kendisine,
Kavmine darılarak,
ayrılıp gitti yine.
Hakîkaten Peygamber
ayrılınca o yerden,
Hepsinin benizleri
sarardı, soldu birden.
Dediler: (İşte budur
dediği o alâmet.
Demek ki üstümüze
geliyor o felâket.
Çünkü o, "Beniziniz
sararacak" demişti.
Hem de o, hiç ömründe
yalan söylememişti.)
Gök kararıp, her yeri
sardı siyah bir duman.
Telâş sardı herkesi,
ettiler feryât, figân.
Dediler:
(Yûnus Nebî, aramızdaysa
şâyet,
Korkmayın, üstümüze
gelse de bu felâket.
Ve lâkin aramızdan
gitmiş ise o eğer,
O zaman cümlemizi o azâb
helâk eder.)
Hak teâlâ bir "Korku”
verdi onun kavmine.
Hepsinin, bir "nedâmet
hissi" geldi kalbine. |