ŞİİRLERLE MENKIBELER

PEYGAMBERLER

 

1.Cild

 Kitap       Web

2.Cild

 

Peygamber (Aleyhisselâm) Efendimizin Hayatı

 

03 -

Peygamberler

04 -

Dört Büyük Halife

 

 

05 -

Eshâb-ı Kiram

06 -

Büyük İmâmlar

 

 

07 -

Anadolu Evliyâları

08 -

Buhârâ Evliyâları

 

 

09 -

Horasan Evliyâları

10 -

Rehber İnsanlar

 

11 -

Güzel Nasihatlar

12 -

İmân ve Namaz

20 - YÛNUS ALEYHİSSELÂM

YİNE İNANMADILAR

 

Peygamber gönderildi Nineve beldesine.

Benzerdi sesi aynen, "Dâvud Nebî" sesine.

 

O, Nebî olmadan da söylemezdi hiç yalan.

Emîn ve yardımsever bir kişiydi her zaman.

 

Otuz" yaşında iken gönderildi Peygamber.

Gelip, risâletini kavmine verdi haber.

 

Lâkin inanmadılar, dediler ki: (Ey Yûnus!

Eskiden söylemezdin, nerden çıktı bu husûs?

 

Var iken aramızda bu kadar âlim, kâhin,

Senin söylediğini söylemez kimse lâkin.

 

Biz, babalarımızın yolunda gitmekteyiz.

Onlardan böyle bir şey işitmedik aslâ biz.

 

Sen çıkmış, tek başına onları kötülersin.

Bizi, bilmediğimiz dîne dâvet edersin.)

 

"Yûnus aleyhisselâm" sabredip tekrâr yine,

Yılmadan dâvet etti onları hak dînine.

 

"Yüzbin" kişi idiler Nineve ahâlisi.

Lâkin îmân etmedi onlardan hiç birisi.

 

Ve hattâ, ezâ cefâ ettiler her gün ona.

Yine de ısrâr ile çağırırdı îmâna.

 

Yine inkâr edince, buyurdu: (Ey insanlar!

Küfürde kalanlara, âhirette azâb var

 

Allahü teâlâya inanmazsanız şâyet,

Gelir üzerinize çok büyük bir felâket.)

 

Onlar, alay ederek dediler ki: (Ey Yûnus!

Bizi, azâb ile mi korkutursun bâhusûs?

 

Senin hâtırın için gelecekse bu azâb,

Bunca halk, senin için çekecekse ızdırâb,

 

Çok merak ediyoruz gelecek felâketi.

Rabbine duâ et de, göndersin o âfeti.)

 

"Yûnus Nebî", kavmine darılarak bu defâ,

Üzüntüyle ayrılıp, gitti başka tarafa.

 

Bu sefer Hak teâlâ vahyetti ki kalbine:

(Çok acele eyledin, geri dön, git kavmine.

 

Onları, kırk gün daha îmâna eyle dâvet.)

Yûnus Nebî dönerek, emre etti icâbet.

 

Kaldı aralarında “Otuzyedi gün” daha.

Lâkin tek kişi bile inanmadı Allaha.

 

Buyurdu: (Küfrünüzde ettiniz mâdem ısrâr,

Bekleyin o azâbı, hem de üç güne kadar.

 

Azâbın geldiğine, şudur ki ilk alâmet,

Hepinizin benizi sararır, solar gâyet.)

 

Ve ilâhî bir emir gelmeden kendisine,

Kavmine darılarak, ayrılıp gitti yine.

 

Hakîkaten Peygamber ayrılınca o yerden,

Hepsinin benizleri sarardı, soldu birden.

 

Dediler: (İşte budur dediği o alâmet.

Demek ki üstümüze geliyor o felâket.

 

Çünkü o, "Beniziniz sararacak" demişti.

Hem de o, hiç ömründe yalan söylememişti.)

 

Gök kararıp, her yeri sardı siyah bir duman.

Telâş sardı herkesi, ettiler feryât, figân.

 

Dediler: (Yûnus Nebî, aramızdaysa şâyet,

Korkmayın, üstümüze gelse de bu felâket.

 

Ve lâkin aramızdan gitmiş ise o eğer,

O zaman cümlemizi o azâb helâk eder.)

 

Hak teâlâ bir "Korku” verdi onun kavmine.

Hepsinin, bir "nedâmet hissi" geldi kalbine.

Bir Önceki Sayfaya GiderBu Kitabın Ana Sayfasına GiderBir Sonraki Sayfaya Gider

Abdüllatif Uyan