ŞİİRLERLE MENKIBELER

PEYGAMBERLER

 

1.Cild

 Kitap       Web

2.Cild

 

Peygamber (Aleyhisselâm) Efendimizin Hayatı

 

03 -

Peygamberler

04 -

Dört Büyük Halife

 

 

05 -

Eshâb-ı Kiram

06 -

Büyük İmâmlar

 

 

07 -

Anadolu Evliyâları

08 -

Buhârâ Evliyâları

 

 

09 -

Horasan Evliyâları

10 -

Rehber İnsanlar

 

11 -

Güzel Nasihatlar

12 -

İmân ve Namaz

16 - MÛSÂ ALEYHİSSELÂM

MISIR’DAN HİCRETİ

 

Fir’avnın sarayında, "Mûsâ aleyhisselâm",

Büyüdü, erginleşti, delikanlı oldu tam.

 

Bir gün şehri gezerken, rastladı bir "Kıbtî"ye.

Eziyyet ediyordu mü’minlerden birine.

 

Ondan yardım istedi, o mü’min bağırarak.

O da, gelip kıbtîye dedi ki: (Onu bırak!)

 

Ayırmak istiyorken onları birbirinden,

O kıbtî sendeledi, düştü ve "Öldü" birden.

 

Fir’avn verdi emrini şöylece askerine:

(Onu bulup öldürün, cezâ gelsin yerine!)

 

Mûsâ aleyhisselâm, alınca bunu haber,

Mısır'dan hicret ile, eyledi o gün sefer.

 

Hiç de yol bilmiyordu, şaşa kaldı o sâat.

Zîrâ hiç önceleri etmemişti seyâhat.

 

“Ana yol"u tâkîben yürüdü yavaş yavaş.

Yoktu hiç yol azığı, yoktu ona bir yoldaş.

 

Fir’avnın askerleri, onu yakalamaya,

Dağıldılar bilhâssa “gizli, tâli” yollara.

 

Lâkin o, "Ana yol"dan, açıkça gidiyordu.

Onun böyle gitmesi, hiç akla gelmiyordu.

 

Cibrîl aleyhisselâm girip “İnsan” şekline,

Rehber olup götürdü, onu "Medyen şehri"ne.

 

Sekiz gün” yolculukta, çekmişti çok meşakkat.

Oturup, insanların hâline etti dikkat.

 

Çobanları gördü ki, önlerinde sürüler.

Sırayla, bir kuyudan onlara su verirler.

 

Görülmemiş izdihâm, sıkışıklık vardı hem.

İnsanlar, bir su için çekerlerdi çok elem.

 

Onların içlerinde, “İki kız” vardı, ama,

Kenarda beklerlerdi, girmeyip izdihâma.

 

Yanlarına giderek, buyurdu ki: (Niçin siz,

Diğer çobanlar gibi sıraya girmezsiniz?)

 

Dediler: (Onlar erkek, biz âciz kadınlarız.

Onlar gider, biz sonra hayvanları sularız.

 

Gerçi "Şuayb" nâmında, bizim bir babamız var.

Lâkin o da âcizdir, çünkü hayli ihtiyâr.)

 

Onlara şefkatinden dedi ki: (Buralarda,

Başka kuyu var ise, sulayın siz de orda.)

 

Dediler: (Şu ilerde başka bir kuyu vardır.

Ve lâkin üzerinde bir kaya var, çok ağır.)

 

Buyurdu ki: (Gösterin bana siz o kuyuyu.

Açayım üzerini, belki de boldur suyu.)

 

Dediler: (O kayayı kaldıramaz on kişi.

Sen nasıl yapacaksın tek başına bu işi?)

 

Buyurdu: (Hak teâlâ ederse bana yardım,

O kayayı inşallah kolayca kaldırırım.)

 

Geldi kuyu başına, andı Hak teâlâyı.

Ve “Bismillah” diyerek kaldırdı o kayayı.

 

Kızlardan ip ve kova isteyip daha sonra,

Su çekip, râhatlıkla su verdi koyunlara.

 

Kızlar, hayret içinde bakıp birbirlerine,

Dediler: (Rastlamadık böyle müşfik birine.)

 

Müteşekkir kalarak ettiler eve avdet.

Lâkin onun hâline, etmişlerdi çok hayret.

 

Şuayb Nebî sordu ki: (Ne oldu ki bugün siz,

Her günküne nazaran daha erken geldiniz?)

Bir Önceki Sayfaya GiderBu Kitabın Ana Sayfasına GiderBir Sonraki Sayfaya Gider

Abdüllatif Uyan