|
16 - MÛSÂ ALEYHİSSELÂM
KARŞILAMA MERÂSİMİ
O dedi ki:
(Ey melik, değil yalnız bu bebek,
Her çocuk da, sütümü
emerler pek severek.
Çünkü sütüm tatlıdır, her
çocuk bunu sezer.
Her hangi çocuk olsa,
onlar da böyle emer.)
Odada bulunanlar tasdîk
ettiler hemen.
Hediyeler verdiler altın
ve cevâhirden.
Bu mübârek hâtunu,
Fir'avun böylelikle,
“Süt anne”
tâyin etti, bir dînar gündelikle.
Çocuğunu alarak, dönerken
hânesine,
"Âsiye hazretleri" dedi ki
kendisine:
(İstersen bu sarayda emzir
onu ey hâtun!
Çünkü ayrılığına dayanamam
ben onun.
Bil ki ben, hiçbir şeyi
sevmedim bunun kadar.
Burada emzirirsen, gelmez
sana bir zarar.)
Ve lâkin vâlidesi, özür
beyân ederek,
Sarayda emzirmeyi arzû
eylemedi pek.
Dedi ki:
(Bir çocuğum daha var benim fakat.
Ondan ayrı kalırsam,
kalbim hiç etmez râhat.
Müsâde
ediniz de, ben evime gideyim.
İkisini berâber, evimde
emzireyim.)
Âsiye “Peki” dedi onun bu
teklîfine.
O da, oğlunu alıp, avdet
etti evine.
Bir gün evvel, nehire
bırakarak oğlunu,
“Öldürürler mi?” diye,
düşünürken hep onu,
Ertesi gün, her türlü
korkudan kurtularak,
Yanında besliyordu,
endîşesiz olarak.
Yaralı olan kalbi, şimdi
mesrûr ve râhat.
Zîrâ bitmişti artık, her
musîbet ve âfât.
Diyecek yoktu onun, sürûr
ve sevincine.
Neş'eden
sığmıyordu o gün içi içine.
Zâten ilhâm etmişti Allah
da ona bunu.
Bir gün içerisinde geri
verdi oğlunu.
"Mûsâ aleyhisselâm"
gelişince bir miktâr,
"Âsiye", görmek için
eyledi yine ısrâr.
Dedi:
(Çok özlüyorum ben o senin oğlunu.
Şimdi arzûm odur ki,
göreyim hemen onu.)
O da “Peki” dedi ve bir
gün tâyin ettiler.
Âsiye çok
sevinip, dedi: (Ey hizmetçiler!
Falan gün, sarayıma
geliyor benim oğlum.
O gün hepinizi de, burada
istiyorum.
Karşılasın oğlumu, herkes
bir hediyeyle.
Ve hattâ bunda herkes,
yarışsın birbiriyle.
Bu bâbta kim daha çok
gösterirse îtinâ,
Daha fazla îtibâr ederim
ben de ona.)
O gün yola çıktılar
iltifât ve izzetle.
"Hazreti Âsiye"ye geldiler
bu sûretle.
Öyle bir “Karşılama
merâsimi” oldu ki,
Olmamıştı evvelce bir
tören bunun gibi.
Zîrâ hânelerinden çıkıp o
bahtiyârlar,
Âsiye’nin
yanına vâsıl olana kadar,
Her bir adımlarında,
yapıldı tezâhürât.
Verildi çok kıymetli
hediye ve mükâfât.
Hazreti Âsiye de, sevindi
gâyet buna.
Çocuğu, muhabbetle alıp
bastı bağrına.
Meliklere yakışır bir
tarzda etti ikrâm.
Ve yenildi sarayda çeşitli
lezîz taâm.
"Âsiye",
daha sonra çocuğu Fir’avna da,
Götürdü ki, o dahî
bulunsun bir ikrâmda.
|