ŞİİRLERLE MENKIBELER

PEYGAMBERLER

 

1.Cild

 Kitap       Web

2.Cild

 

Peygamber (Aleyhisselâm) Efendimizin Hayatı

 

03 -

Peygamberler

04 -

Dört Büyük Halife

 

 

05 -

Eshâb-ı Kiram

06 -

Büyük İmâmlar

 

 

07 -

Anadolu Evliyâları

08 -

Buhârâ Evliyâları

 

 

09 -

Horasan Evliyâları

10 -

Rehber İnsanlar

 

11 -

Güzel Nasihatlar

12 -

İmân ve Namaz

15 - ŞUAYB ALEYHİSSELÂM

MÛCİZELERİ  VE VEFÂTI

 

"Şuayb aleyhisselâm", halka, tatlı ve güzel,

Bir lisânla nasîhat ediyordu mükemmel.

 

Resûlullah, onun bu güzel konuşmasından,

Hatîb-ül enbiyâdır” diye bahsetti ondan.

 

Çok ibâdet ediyor, çok namâz kılıyordu.

Ve "Allah korkusu"ndan pek fazla ağlıyordu.

 

Teblîğ vazîfesini tamâm yapamamaktan,

Korkarak, görmez oldu gözleri ağlamaktan.

 

Eyke ahâlisi de, helâk olunduğunda,

Ayrılarak, "Medyen"de mekân tuttu sonunda.

 

Evlendi ve iki de, kızı oldu nihâyet.

Kendisi de yaşlanıp, kuvvetten düştü gâyet.

 

Kızlarından birini, verdi "Mûsâ Nebî"ye.

Gençleşip, gözleri de başladı tam görmeye.

 

Daha sonra Mekkede, bir miktâr sürdü hayât.

Birkaç sene sonra da, bu yerde etti vefât.

 

Zemzem kuyusu ile makâm-ı İbrâhîmin,

Arasında bulunan mahâlde oldu defin.

 

Nasıl ki her Peygamber mûcize gösterdiyse,

"Şuayb Peygamber"den de görüldü çok mûcize.

 

Meselâ Medyen’liler, birgün ona geldiler.

(Siyah kuzularımız, beyaz olsun) dediler.

 

Şuayb aleyhisselâm “Peki” dedi ve hemen,

Bu işin olmasını talep etti Rabbinden.

 

Ne zaman ki o bunu, Rabbine eyledi arz,

Bütün "Siyah" kuzular, bir anda oldu "Beyaz".

 

Yine bir defâsında, gelerek kendisine,

Dediler: (Peygambersen mûcize göster bize.)

 

Buyurdu ki: (Nasıl bir mûcize istersiniz?)

Dediler ki: (Dağlardan ibârettir yerimiz.

 

Duâ et de, şu dağlar aradan kalksın artık.

Her taraf, baştan başa olsun dümdüz ovalık.)

 

Şuayb Nebî, bunu da arz edince Rabbine,

Buyurdu: (Koy elini dağların üzerine.)

 

Şuayb aleyhisselâm, bu emrin gereğini,

Yaparak, o dağlara değdirince elini,

 

Kudret-i ilâhîyle o tepeler ve dağlar,

Giderek, yerlerine geldi dümdüz ovalar.

 

Bir gün de, kavmi gelip dediler ki: (Biz artık,

Senin asıl gâyeni gâyet iyi anladık.

 

Bizim koyunumuz çok, halbuki yoktur senin.

Sen bizim koyunlara sâhip olmak istersin.

 

Peygamberlik yoluyla hâkimiyet kurarak,

Bizim mallarımıza istersin sâhip olmak.)

 

"Şuayb Nebî" buna çok üzüldü işitince.

Bu husûsta Allaha duâ etti hemence.

 

O zaman buyurdu ki Şuayb’a cenâb-ı Hak:

(İşâret et taşlara, ne olacak sonra bak.)

 

Bu emrin gereğini yapınca bu Peygamber,

Bir anda “Koyun” oldu o taşlar birer birer.

 

Yine bir gün "Taşlar"a nazar etti bir kere.

"Bakır"a tebdîl oldu o taşlar birden bire.

 

İsteseydi bir dağdan geçmeyi Şuayb Nebî,

Alçalırdı önünde, dağ sanki “Deve” gibi.

 

O, kolayca yürüyüp geçince, o dağ yine,

Yükselerek gelirdi tekrâr eski hâline.

 

Şuayb aleyhisselâm hürmetine yâ Rabbî!

Sevgili Habîbine bizleri eyle tâbi.

Bir Önceki Sayfaya GiderBu Kitabın Ana Sayfasına GiderBir Sonraki Sayfaya Gider

Abdüllatif Uyan