ŞİİRLERLE MENKIBELER

PEYGAMBERLER

 

1.Cild

 Kitap       Web

2.Cild

 

Peygamber (Aleyhisselâm) Efendimizin Hayatı

 

03 -

Peygamberler

04 -

Dört Büyük Halife

 

 

05 -

Eshâb-ı Kiram

06 -

Büyük İmâmlar

 

 

07 -

Anadolu Evliyâları

08 -

Buhârâ Evliyâları

 

 

09 -

Horasan Evliyâları

10 -

Rehber İnsanlar

 

11 -

Güzel Nasihatlar

12 -

İmân ve Namaz

13 - YÛSÜF ALEYHİSSELÂM

SİZİ ARIYACAĞIZ

 

Vaktâ ki o kâfile, bir miktâr yol gittiler.

Arkadan bir memurun sesini işittiler.

 

Derdi ki: (Ey kafile, siz elbet hırsızsınız!

Zîrâ melikimizin tasını çalmışsınız.)

 

Ne kadar (Biz almadık) dedilerse de onlar,

Yine bu sözlerine inanmadı memurlar.

 

Dediler: (Sözünüze aslâ inanmıyoruz.

Şimdi yüklerinizi aramak istiyoruz.

 

Eğer ki o "Altın tas", çıkarsa birinizde,

Ona nasıl bir cezâ verilir dîninizde?)

 

Dediler: (Hangimizin yükünde çıkarsa tas,

Size esîr olmaktır cezâsı onun esâs.

 

Yâni tas, hangimizin yükünde çıkar ise,

Onu alıkoyun ki, köle olur o size.)

 

Onlar, kendilerine iyice güvenerek,

Böyle söylemişlerdi durumu bilmiyerek.

 

Yûsüf aleyhisselâm, emredip memurlara,

Önce diğerlerinden başladı aramaya.

 

Diğer kardeşlerinin kalbine, herhangi bir,

Şüphe gelmesin diye, almıştı böyle tedbîr.

 

Ve arama sırası gelince "Bünyâmin"e,

Buyurdu ki: (Boş yere bakmayın onunkine.

 

Zîrâ melikimizin o kıymetli tasını,

Hiç tahmîn etmiyorum onun alacağını.)

 

Ve lâkin kardeşleri ettiler bunda ısrâr.

Dediler ki: (Onun da yükünü arasınlar.

 

Yükü, bizimki gibi aransın ki onun da,

Kalbinizde bir şüphe kalmasın en sonunda.)

 

Onların ısrârıyla onu da aradılar.

O "Tas"ı, Bünyâmin'in yüklerinde buldular.

 

Onlar bunu görünce, mahcûbiyetlerinden,

Başlarını önüne eğdiler hepsi birden.

 

Zîrâ ummuyorlardı ondan böyle hareket.

Dediler: (Rezîl ettin bizi sen en nihâyet.

 

Böyle ne işler açtın sen bizim başımıza.

Ne yüzle gideceğiz, biz şimdi babamıza.)

 

Bunda, Yûsüf Nebî'nin maksadı tekti yâni.

O da, alıkoymaktı yanında "Bünyâmin"i.

 

Böyle bir netîceye varmak da, ancak o gün,

Babasının dîninde olurdu yine mümkün.

 

Zîrâ Mısır'lıların dinleri, hiç o vakit,

Böyle bir şey yapmaya değil idi müsâit.

 

Bu tedbîr ve çâreyi, Yûsüf Peygamberine,

Hak teâlâ, vahiyle öğretti elbet yine.

 

Nitekim Hak teâlâ buyurdu ki meâlen:

(Yûsüf'e bu tedbîri biz öğrettik tamâmen.)

 

Yine buyuruyor ki: (Dilediğimizi biz,

Nice derecelere, ilimle yükseltiriz.)

 

Yine bir âyetinde şöyle buyurmaktadır:

(Her âlimin üstünde, daha çok bilen vardır.)

 

Zîrâ Yûsüf Nebî'nin kardeşleri hep birer,

Gerçekten fazîlet ve ilim sâhibiydiler.

 

Ama "Yûsüf Nebî"nin, onların her bakımdan,

Üstünde olduğunu eyledi öyle beyân

Bir Önceki Sayfaya GiderBu Kitabın Ana Sayfasına GiderBir Sonraki Sayfaya Gider

Abdüllatif Uyan