|
13 - YÛSÜF ALEYHİSSELÂM
RÜYÂNIN
TÂBİRİ
Zindanda rüyâ
gören kimseler, çok geçmeden,
Çıktılar
ikisi de yine hapishâneden.
Yûsüf
aleyhisselâm, onların rüyâsını,
Nasıl tâbir
ettiyse, gördüler aynısını.
"Şerbetçi",
hakîkaten affedilip ânında,
Makâm sâhibi
oldu hükümdârın yanında.
"Ekmekçi"yse,
asıldı çıkıp hapishâneden.
Kuşlar gelip,
beynini yediler çok geçmeden.
Yûsüf
aleyhisselâm, o zindanda ne kadar,
Kaldığı
husûsunda şüphe ve ihtilâf var.
Bâzısı "Yedi
sene" diye bildirmişlerdir.
Bâzısı da "Oniki
sene"dir demişlerdir.
Ne zaman ki
zindandan çıkma vakti gelince,
Mısır'ın
Fir'avunu rüyâ gördü bir gece.
Cümle
müneccimleri topladı bir araya.
Dedi ki: (Ben
bu gece, gördüm garip bir rüyâ.
Yedi semiz
ineği, yedi zayıf ineğin,
Yediklerini
gördüm, bunu tâbir eyleyin.
Ve ayrıca
gördüm ki, kurumuş yedi başak,
Yedi yeşil
başağı yok ettiler çabucak.
İşte gördüm
bu gece, böyle garip bir rüyâ.
Sizleri,
bunun için topladım bir araya.
Ey ileri
gelenler, bunu siz düşünün hep.
Gördüğüm bu
rüyânın tâbiri nedir acep?)
Dediler:
(Bu, karışık bir rüyâdır ey Azîz!
Biz böyle
rüyâların tâbirinden âciziz.)
O gün, o "Şerbetçi"
de vardı aralarında.
Hemen Yûsüf
Nebî'yi hâtırladı ânında.
Çünkü o
demişti ki: (Çıktığında zindandan,
Hükümdârın
yanına vardığında beni an.)
Dedi: (Ben
tanırım ki o zindanda birini,
Ancak o
yapabilir bu rüyâ tâbirini.
İlim, hikmet
sâhibi, fazîletli kişidir.
Bunu tâbir
eylemek ancak onun işidir.
Nitekim "Ekmekçi"yle
ikimiz, daha önce,
Karışık birer
rüyâ görmüş idik bir gece.
Ona tâbir
ettirdik rüyâları biz hemen.
Nasıl tâbir
ettiyse, vukûa geldi aynen.
Eğer izin
verirsen, o kimseye gideyim.
Tâbirini
öğrenip, size haber vereyim.)
Fir'avn,
sevinç içinde dedi: (Hemen git ona.
Rüyânın
tâbirini öğrenip söyle bana.)
Şerbetçi,
hükümdârın yanından ayrılarak,
Geldi Yûsüf
Nebî'ye hemen âcil olarak.
Kendisine
anlatıp Fir'avnın rüyâsını,
Dedi ki:
(Söyler misin bu düşün mânâsını?)
Yûsüf
aleyhisselâm, rüyâyı dinliyerek,
Şöyle tâbir
eyledi fazla düşünmiyerek:
(Yedi semiz
inekle, yedi de yeşil başak,
Yedi sene
bolluğa işârettirler ancak.
Yedi kuru
başakla, o zayıf inekler de,
Yedi yıllık
kıtlığı gösteriyor ilerde.
Bolluk
senelerinde saklasın zahîreyi.
Sonra satıp,
parayla doldursun hazîneyi.)
|