|
13 - YÛSÜF ALEYHİSSELÂM
YOKSA
HAPSE GİRERSİN !
Müstesnâ
güzellikte olsa da Yûsüf Nebî,
Ondan daha
güzeldi o "Hüdânın Habîbi".
Nitekim
Resûlullah buyurdu ki kendi de:
(Çok
güzeldir Allahın her bir Peygamberi de.
Lâkin onlar
içinde, sizin Peygamberiniz,
En güzel
yüzlüsü ve seslisidir şüphesiz.)
Hazreti Âişe
de buyurdu ki bu bâbta:
(Resûl'den
güzel kimse yoktur bu kâinâtta.
Yûsüf'ü
satın almak istiyen o zenginler,
Resûl'ün
cemâlini işitselerdi eğer,
Yüzünün
güzelliği dillere destân olan,
Yûsüf
için, hiç para vermezlerdi o zaman.
Bir kere
görmek için Resûl'ün nûr yüzünü,
Satarlardı
her biri, bütün mâl-ü mülkünü.
Ve hazreti
Yûsüf'ü görüp hayrân olanlar,
Ellerini
kesip de, hiç acı duymayanlar,
Görseler idi
eğer Sevgili Peygamberi,
Kalplerini
keser de, olmazdı haberleri.)
Velhâsıl o
kadınlar, bir müddet sonra yine,
Geldiler
herbirisi tekrâr kendilerine.
Hepsi,
hayretlerini tam dile getirerek,
Dediler ki: (Bu
kişi, insan değil, bir melek.)
Zelîhâ
da onlara dedi: (İşte bakınız!
Sizler
ayıplanmaya benden çok lâyıksınız.
Ey kadınlar
ne oldu, sizlerin bu hâli ne?
Şimdi hak
verdiniz mi Zelîhâ'nın hâline?
Siz daha ilk
görmede Yûsüf'ü bir kerecik,
Ne oldu,
kendinizden geçtiniz hemencecik.
Siz, daha
lâyıksınız öyleyse kınanmaya.
Güç
yetiremediniz ona bir an bakmaya.
Bense, çoktan
beridir yanındayım Yûsüf'ün.
Sizin bu
hâlinize düşmedim aslâ bir gün.
Beni
kınamanıza sebep olan genç budur.
Gördünüz ki
Zelîhâ, o hâlinde mâzurdur.)
Zelîhâ'nın
bu işte, yine asıl maksadı,
Nefsinin
arzûsuna kolayca kavuşmaktı.
"Bu işte,
onların da yardımı olur" diye,
Başvurmuştu o
böyle bir plân ve hîleye.
Dedi: (Siz
de duydunuz, sizin de bilginiz var.
Ben ondan bir
talepte bulundum bir zamanlar.
O ise, bu
husûsta gösterip mâsumiyet,
Benim bu
teklîfimi ânında eyledi red.
Emrettiğim o
şeyi yapmaz ise eğer ki,
Zindanlara
atılıp, sürünür elbette ki.)
Kadınlar,
Zelîhâ'ya hak verdiler büsbütün.
Ve hemen
etrâfında toplandılar Yûsüf'ün.
Dediler: (Zelîhâ'ya
etme sakın îtirâz.
Emrine karşı
gelmen, sana fayda sağlamaz.
Zîrâ hapse
attırır yoksa seni Zelîhâ.
Kendine yazık
olur, bak henüz gençsin daha.)
Böyle baskı
yaparak onlar "Yûsüf Nebî"ye,
Onu tahrîk
ettiler o işi yapsın diye.
|