ŞİİRLERLE MENKIBELER

PEYGAMBERLER

 

1.Cild

 Kitap       Web

2.Cild

 

Peygamber (Aleyhisselâm) Efendimizin Hayatı

 

03 -

Peygamberler

04 -

Dört Büyük Halife

 

 

05 -

Eshâb-ı Kiram

06 -

Büyük İmâmlar

 

 

07 -

Anadolu Evliyâları

08 -

Buhârâ Evliyâları

 

 

09 -

Horasan Evliyâları

10 -

Rehber İnsanlar

 

11 -

Güzel Nasihatlar

12 -

İmân ve Namaz

13 - YÛSÜF ALEYHİSSELÂM

KÖLE DİYE SATTILAR

 

"Yûsüf aleyhisselâm", o kuyuya düştü ve,

Hemen Hak teâlâyı başladı zikretmeye.

 

Onun zikrettiğini işitince melekler,

Çevresinde toplanıp, ona eşlik ettiler.

 

Sonra ilhâm geldi ki Hak teâlâ katından:

(Yakında kurtulursun elbet bu sıkıntıdan.

 

İlerde, hem büyük bir mevkîye geleceksin.

Ve bu yaptıklarını onlara diyeceksin.)

 

Velhâsıl kardeşleri, Yûsüf'ün gömleğini,

Bir hayvanın kanıyla bulayıp her yerini,

 

Ve o "kanlı gömleği" ellerine alarak,

Döndüler akşam eve, yalandan ağlıyarak.

 

Yâkub aleyhisselâm, ağlama seslerini,

İşitip, sordu hemen onlara sebebini.

 

Dediler: (Ey babamız, kır yerine ulaştık.

Ve kendi aramızda, bir yarış yapacaktık.

 

Dağıldık bunun için hepimiz kır yerine.

Yûsüf'ü, bekçi koyduk eşyâmız üzerine.

 

Biz bu yarış işiyle meşgûl idik ki, o an,

"Kurt" gelip yemiş onu, gâfil iken biz ondan.

 

Biz doğru söyleyici olsak da hâlisâne,

İyi biliyoruz ki, inanmazsın sen yine.

 

Lâkin inanmıyorsan, işte "kanlı gömleği".

Zîrâ biz bilemeyiz hiç yalan söylemeyi.)

 

Yâkub aleyhisselâm, babalık şefkatiyle,

Yûsüf'ünü düşünüp, ağladı göz yaşiyle.

 

Buyurdu ki: (Siz bana nasıl söz vermiştiniz?

Hayır, fenâ aldatmış sizi nefisleriniz.

 

Sizin bu yaptığınız, hiç de gerçek değildir.

Ve lâkin bana düşen, yine sabr-ı cemîldir.)

 

Yûsüf'ün gömleğini sürdü yüz ve gözüne.

Lâkin hiç rastlamadı onda yırtık izine.

 

Buyurdu: (Vallahi o, ne şefkatli kurt imiş.

Yûsüf'üme şefkati, sizlerden ziyâdeymiş.

 

Görmedim bu kurt gibi merhametli birini.

Yûsüf'ümü yemiş de, yırtmamış gömleğini.)

 

O kuyunun içinde, geçince az bir zaman,

Hemen yakın bir yerde, konakladı bir kervan.

 

Kervanbaşı, su için gönderdi sakasını.

O da gelip, kuyuya sarkıttı kovasını.

 

"Yûsüf aleyhisselâm" sarılıp o kovaya,

Kova ile birlikte, yükseldi yukarıya.

 

Saka onu görünce, duydu büyük heyecan.

Sevinçle bağırdı ki: (Müjde, işte bir civân!)

 

Birâderi "Yehûdâ" var idi ki Yûsüf'ün,

Yemek getiriyordu kuyuda ona her gün.

 

Lâkin o gün gelince, Yûsüf'ü göremedi.

Koşup, kardeşlerine durumu haber verdi.

 

Kardeşleri bu hâli öğrenip Yehûdâ'dan,

Koşarak, o kervâna yetiştiler arkadan.

 

Bir heyecan içinde dediler ki onlara:

(Bu, bizim kölemizdir, kaçmış tâ buralara.

 

İsterseniz satarız size biz bu köleyi.

Ucuzdur, hemen alıp terkedin bu ülkeyi.)

Bir Önceki Sayfaya GiderBu Kitabın Ana Sayfasına GiderBir Sonraki Sayfaya Gider

Abdüllatif Uyan