|
12 - YÂKUB ALEYHİSSELÂM
RÜYÂ GÖRDÜ BİR GECE
Ken'an
iline gelen Hakk'ın
Peygamberidir.
Ve "hazreti Yûsüf"ün
kıymetli pederidir.
Babası "İshak Nebî",
rüyâ gördü bir gece.
Bir ağaç yükselmişti
belinden pek büyükçe.
Hayretle bu ağaca
baktığında, bu defâ,
Gördü ki, çok dal budak
saldı dört bir tarafa.
Sonra bir ses duydu ki:
(Gördüğün
bu dal budak,
Evlâdından gelecek
Nebîlerdir ey İshak!)
Uykudan uyanınca,
sevindi, ferahladı.
Tâ ki yaşlandığında,
oldu ikiz evlâdı.
"Îys" ve "Yâkub"
adını verdiği bu
oğullar,
Büyüyüp, kendisine
hizmete koyuldular.
Ne zaman ki vefâtı
yaklaşınca nihâyet,
Bu iki evlâdını, yanına
etti dâvet.
"Yâkub aleyhisselâm"
huzûruna girince,
Ellerini açarak duâ etti
şöylece:
(Neslimden çok Nebîler
gelecekti yâ Rabbî!
İşte bu evlâdımdan zuhûr
ettir o va'di.)
"Îys" dahî girdiğinde,
eyledi şöyle duâ:
(Soyundan çok melikler
göndersin Hak teâlâ.)
Lâkin Îys, Yâkub için
ettiği temennîyi,
Kendine yapılandan
görünce daha iyi,
Bir "Kıskançlık"
duygusu giriverdi içine.
Ve düşmanlık besledi
hemen bu kardeşine.
İshak
Nebî, görüp bu Îys'in
kıskançlığını,
İki eşit parçaya ayırdı
mallarını.
Hattâ bir karışıklık
çıkmaması için de,
Verdi hisselerini her
iki kardeşin de.
Lâkin İys, buna dahî
râzı gelmediğinden,
Yâkub’a
düşeni de, zorla aldı
elinden.
Kalmayınca Yâkub’un
elinde bir nesnesi,
Annelik şefkatiyle
üzüldü vâlidesi.
Dedi ki: (Kalk
evlâdım, dayının yanına
var.
Ümit ediyorum ki, o sana
yardım yapar.)
"Peki" deyip, Harrân'a
vâsıl oldu nihâyet.
Bir kuyuya uğrayıp,
orada aldı abdest.
Sonra da namâz kılıp,
duâ etti Rabbine.
Kalktı ve dayısını suâl
etti birine.
Meğerse dayısının kızı
imiş o dahî.
Dönünce, babasına
söyledi bu haberi.
O dedi ki: (Ey kızım,
o kimseyi çağır git!)
Kız gidip çağırınca, eve
geldi o vakit.
Dayısı Onu görüp, suâl
etti ki hemen:
(Ey genç, sen
kimlerdensin ve teşrîfin
nereden?)
Dedi: (Adım "Yâkub"tur,
hem "İshak"ın oğluyum.
Annemin isteğiyle tâ
Şam'dan geliyorum.
Ninem "Sâre Hâtun"dur,
kardeşim var "Îys" diye.
Babam vefât edince,
yöneldim bu beldeye.)
Dayısı, bu habere çok
sevindi içinden.
Ve ona, vazîfeler verdi
kendi işinden.
Büyük kızı "Leyâ"yı,
eyledi ona teklîf.
Lâkin onun gözünde, bir
kusûr vardı hafif.
Küçük kızı "Râhil"e
tâlip oldu o fakat.
Dayısı, "Küçük" deyip,
etmedi muvâfakat.
Önce, büyük kızını verdi
bu yeğenine.
Yedi sene sonra da,
küçüğü verdi yine.
Küçük kızı Râhil'den,
gâyet güzel ve şerîf,
"Yûsüf aleyhisselâm"
dünyâya etti teşrîf. |