ŞİİRLERLE MENKIBELER

PEYGAMBERLER

 

1.Cild

 Kitap       Web

2.Cild

 

Peygamber (Aleyhisselâm) Efendimizin Hayatı

 

03 -

Peygamberler

04 -

Dört Büyük Halife

 

 

05 -

Eshâb-ı Kiram

06 -

Büyük İmâmlar

 

 

07 -

Anadolu Evliyâları

08 -

Buhârâ Evliyâları

 

 

09 -

Horasan Evliyâları

10 -

Rehber İnsanlar

 

11 -

Güzel Nasihatlar

12 -

İmân ve Namaz

12 - YÂKUB ALEYHİSSELÂM

RÜYÂ GÖRDÜ BİR GECE

 

Ken'an iline gelen Hakk'ın Peygamberidir.

Ve "hazreti Yûsüf"ün kıymetli pederidir.

 

Babası "İshak Nebî", rüyâ gördü bir gece.

Bir ağaç yükselmişti belinden pek büyükçe.

 

Hayretle bu ağaca baktığında, bu defâ,

Gördü ki, çok dal budak saldı dört bir tarafa.

 

Sonra bir ses duydu ki: (Gördüğün bu dal budak,

Evlâdından gelecek Nebîlerdir ey İshak!)

 

Uykudan uyanınca, sevindi, ferahladı.

Tâ ki yaşlandığında, oldu ikiz evlâdı.

 

"Îys" ve "Yâkub" adını verdiği bu oğullar,

Büyüyüp, kendisine hizmete koyuldular.

 

Ne zaman ki vefâtı yaklaşınca nihâyet,

Bu iki evlâdını, yanına etti dâvet.

 

"Yâkub aleyhisselâm" huzûruna girince,

Ellerini açarak duâ etti şöylece:

 

(Neslimden çok Nebîler gelecekti yâ Rabbî!

İşte bu evlâdımdan zuhûr ettir o va'di.)

 

"Îys" dahî girdiğinde, eyledi şöyle duâ:

(Soyundan çok melikler göndersin Hak teâlâ.)

 

Lâkin Îys, Yâkub için ettiği temennîyi,

Kendine yapılandan görünce daha iyi,

 

Bir "Kıskançlık" duygusu giriverdi içine.

Ve düşmanlık besledi hemen bu kardeşine.

 

İshak Nebî, görüp bu Îys'in kıskançlığını,

İki eşit parçaya ayırdı mallarını.

 

Hattâ bir karışıklık çıkmaması için de,

Verdi hisselerini her iki kardeşin de.

 

Lâkin İys, buna dahî râzı gelmediğinden,

Yâkub’a düşeni de, zorla aldı elinden.

 

Kalmayınca Yâkub’un elinde bir nesnesi,

Annelik şefkatiyle üzüldü vâlidesi.

 

Dedi ki: (Kalk evlâdım, dayının yanına var.

Ümit ediyorum ki, o sana yardım yapar.)

 

"Peki" deyip, Harrân'a vâsıl oldu nihâyet.

Bir kuyuya uğrayıp, orada aldı abdest.

 

Sonra da namâz kılıp, duâ etti Rabbine.

Kalktı ve dayısını suâl etti birine.

 

Meğerse dayısının kızı imiş o dahî.

Dönünce, babasına söyledi bu haberi.

 

O dedi ki: (Ey kızım, o kimseyi çağır git!)

Kız gidip çağırınca, eve geldi o vakit.

 

Dayısı Onu görüp, suâl etti ki hemen:

(Ey genç, sen kimlerdensin ve teşrîfin nereden?)

 

Dedi: (Adım "Yâkub"tur, hem "İshak"ın oğluyum.

Annemin isteğiyle tâ Şam'dan geliyorum.

 

Ninem "Sâre Hâtun"dur, kardeşim var "Îys" diye.

Babam vefât edince, yöneldim bu beldeye.)

 

Dayısı, bu habere çok sevindi içinden.

Ve ona, vazîfeler verdi kendi işinden.

 

Büyük kızı "Leyâ"yı, eyledi ona teklîf.

Lâkin onun gözünde, bir kusûr vardı hafif.

 

Küçük kızı "Râhil"e tâlip oldu o fakat.

Dayısı, "Küçük" deyip, etmedi muvâfakat.

 

Önce, büyük kızını verdi bu yeğenine.

Yedi sene sonra da, küçüğü verdi yine.

 

Küçük kızı Râhil'den, gâyet güzel ve şerîf,

"Yûsüf aleyhisselâm" dünyâya etti teşrîf.

Bir Önceki Sayfaya GiderBu Kitabın Ana Sayfasına GiderBir Sonraki Sayfaya Gider

Abdüllatif Uyan