ŞİİRLERLE MENKIBELER

PEYGAMBERLER

 

1.Cild

 Kitap       Web

2.Cild

 

Peygamber (Aleyhisselâm) Efendimizin Hayatı

 

03 -

Peygamberler

04 -

Dört Büyük Halife

 

 

05 -

Eshâb-ı Kiram

06 -

Büyük İmâmlar

 

 

07 -

Anadolu Evliyâları

08 -

Buhârâ Evliyâları

 

 

09 -

Horasan Evliyâları

10 -

Rehber İnsanlar

 

11 -

Güzel Nasihatlar

12 -

İmân ve Namaz

10 - İSMÂİL ALEYHİSSELÂM

BIÇAK KESMEDİ

 

Halîlullah, güzelce biledi bıçağını.

Sonra “Tekbîr” söyleyip, andı “Allah” adını.

 

Ve bütün kuvvetiyle bıçağı vurdu, ancak,

İsmâil’in boynunu, kesmedi keskin bıçak.

 

Hayret edip, kuvvetle, bir daha çaldı onu.

Bıçak yine kesmedi, İsmâil’in boynunu.

 

Uğraşıp sürdüyse de bıçağı tekrâr tekrâr,

Hikmet-i ilâhîyle, etmedi yine de kâr.

 

Şaşırıp, bıçağını tekrâr aldı eline.

Bileyip, var gücüyle boynuna sürdü yine.

 

Yine kesemeyince, evlâdı İsmâil’i,

Olan bu hâdiseye, hayret etti bir hayli.

 

İsmâil arz etti ki: (Babacım, dene şunu.

Bastır şah damarıma, o bıçağın ucunu.)

 

Öyle yapıp, kuvvetle bastırdı diziyle de.

Lâkin bıçak, onu hiç kesmiyordu yine de.

 

Hattâ o bastırmakla, bıçak oldu iki kat.

Buna rağmen “iz bile”, yapmadı onda fakat.

 

Üzülüp, o bıçağı şiddetle çaldı taşa.

Bir anda koca kaya, yarıldı baştan başa.

 

Bıçak dile gelerek, dedi ki: (Yâ İbrâhîm!

Sâkin ol, benim sana var şöyle bir suâlim:

 

Nemrûd, seni ateşe attığında o günü,

Ne için yakmamıştı, o ateş vücûdünü?)

 

Şaşırıp, o bıçağa buyurdu ki cevâben:

(Hak teâlâ ateşe, “Yakma” dedi meâlen.)

 

Bıçak arz eyledi ki, sonra Halîlullah’a:

(Ateşe, “Yakma” diye emrettiyse bir defâ.

 

Bana, tam yetmiş defâ "Kesme" dedi Rabbimiz.

Mâzur gör yâ İbrâhîm, böyle emir aldık biz.)

 

Halîlullah, bıçaktan duyunca bu sözleri,

Hayret ve şaşkınlıktan, oturdu diz üzeri.

 

İsmâil, o sırada dedi ki ona yine:

(Günâhkâr olmıyalım, emri getir yerine!)

 

“İki emr” arasında, şaşırdı tam olarak.

O anda kendisine, vahyetti cenâb-ı Hak:

 

(Yâ İbrâhîm, rüyânı tasdîk ettin pek iyi.

Sen, yaptın üzerine düşen bu vazîfeyi.

 

Şimdi, bana münâsip ihsânımı gör benim.

Başını kaldırıp da, dağa bak yâ İbrâhîm!)

 

Halîl, emre uyarak yukarı baktığında,

Besili bir "Koç" gördü, Mekke’nin o dağında.

 

Cennet bahçelerinde, otlamıştı kırk sene.

Cebrâil indirmişti bu koçu kendisine.

 

(Bu, oğluna fedâdır) buyurdu cenâb-ı Hak.

Halîlullah o koçu, gidip yakalıyarak,

 

Minâ’da kurbân etti, İsmâil’in yerine.

Allahın “Kurbân” emri, yerine geldi yine.

 

Onların yanlarına, geldi sonra Cebrâil.

Oğluna hitâb edip, buyurdu: (Yâ İsmâil!

 

Rabbimiz, senin için şöyle buyurdu bana:

“İsmâil ne isterse, vereceğim ben ona.”)

 

O dahî, ellerini duâya kaldırarak,

Dedi ki: (Yâ ilâhî, sana, mü’min olarak,

 

Ölüp de gelenleri, affeyle tamâmiyle.)

Rabbimiz, “Kabûl ettim” buyurdu bir vahiyle.

Bir Önceki Sayfaya GiderBu Kitabın Ana Sayfasına GiderBir Sonraki Sayfaya Gider

Abdüllatif Uyan