|
10 - İSMÂİL ALEYHİSSELÂM
NASIL SEVİNMİYEYİM?
Sevinince İsmâil,
“kurbân” olacağına,
Babası Halîlullah, çok
hayret etti buna.
Buyurdu:
("Seni kurbân edeceğim"
diyorum.
Buna rağmen seni çok
sevinçli görüyorum.)
Dedi ki: (Babacığım,
nasıl sevinmiyeyim.
Rabbimden istediğim, bu
idi zâten benim.
O'nun rızâsı üzre ve
O’nun huzûruna,
Gitmekten daha büyük, “Müjde”
yok zîrâ bana.
Bütün ömrüm boyunca
çeksem de çok eziyyet,
Yine de kolaylıkla, ele
geçmez bu nîmet.
Şimdiyse bu devlete,
kolay kavuşacağım.
Sen şimdi vazîfeni îfâ
et babacığım!
Ne emir aldın ise Allahü
teâlâdan,
Çabuk getir yerine,
geçirme daha zaman.
Senden, Hak teâlâya "Oğlunu"
fedâ etmek.
Benden de, Allah için,
bir "Can" fedâ
eylemek.
Haydi bitir işini, çabuk
ol babacığım.
Zîrâ "Dosta varma"yı,
çok ister şimdi canım.
Nemrûd, seni ateşe
atınca, son olarak,
Sabrettin, râzı oldu
zâtından cenâb-ı Hak.
Ben de, "Boğazlanmaya"
sabredeyim ki şu an,
Belki Allah, benden de
râzı olur o zaman.
Senden ayrılırsam da,
Rabbime kavuşurum.
Ona, kendi rızâsı üzre
vâsıl olurum.
Gerçi ayrılırsam da,
dünyâ nîmetlerinden,
Cennet nîmetlerine,
ererim ebediyyen.
Can vermek bir an sürer,
sabretmesi kolaydır.
Benim asıl üzüntüm, sırf
senden dolayıdır.
Çünkü sen, elin ile,
boğazlarsın oğlunu.
Hem de ömrün boyunca,
unutmazsın hiç bunu.
“Evlât hasreti”
ile, dâim yanar ciğerin.
Devâm eder bu acı, tâ ki
ölene değin.
Niçin daha önceden,
vermedin bana haber?
Sarılıp ağlaşsaydık
annem ile berâber.)
Buyurdu:
(Bir gevşeklik olur da
birinizden,
Azarlanırız diye, çok
korktum Rabbimizden.)
İsmâil arz etti ki: (Ey
şefkatli pederim!
"Senin rızân"dan gayri,
bir gâyem yoktur benim.
Birkaç vasiyyetim var,
iznin olursa eğer,
Onları, hazretine
diyeyim birer birer.)
Babası buyurdu ki: (Ey
seâdetli oğlum!
Nedir o vasiyyetler,
beyân et, dinliyorum.)
Dedi ki: (Önce beni,
bağla ki şu ip ile,
Bir kusûr etmiyeyim,
canımın acısıyle.
İkincisi, topla ki
mübârek eteğini,
Kanımdan sıçrayıp da,
üzmesin hazretini.
Üçüncüsü, bıçağı bile
hem, şunun için:
Zahmetsiz ve kolayca
hâllolsun senin işin.
Dördüncüsü, yüzüme bakma
ki bir kez bile,
Emri geciktirirsin,
babalık şefkatiyle.
Beşincisi, çıkarıp
gömleğimi sırtımdan,
Boğazla ki, gömleğe
sıçramasın kanımdan.
Sonra bu gömleğimi,
götürüp anneme ver.
Selâm söyle ve de ki,
etmesin fazla keder.) |