|
10 - İSMÂİL ALEYHİSSELÂM
EŞİĞİ DEĞİŞTİRSİN
"Zemzem"i yer
altından çıkarınca
Cebrâil,
Kana kana içtiler Hâcer
ile İsmâil.
Onlar tek başlarına
sürerken orda hayât,
Geldi bir gün o yere,
Yemen'den bir cemâat.
"Cürhüm"
kabîlesine mensûbtu bu
kişiler.
Hâcer'den izin alıp,
oraya yerleştiler.
"İsmâil",
Cürhümîler içinde
büyüyerek,
"Üstün hâlleri" ile,
onlara oldu örnek.
Sonra o kabîleden
evlendi bir "Kız" ile.
Geçinip giderlerdi "Zemzem"
ve "Av eti"yle.
Halîlullah, bir zaman
"Oğlunu görmek" için,
Geldiyse de, İsmâil
evinde yoktu o gün.
Sorunca hanımından "Nereye
gitti?" diye,
Dedi ki: (Ava gitti,
maîşet edinmeye.)
Yine suâl eyledi: (Nasıldır
geçiminiz?)
Dedi ki: (Gâyet fenâ,
sıkıntı içindeyiz.)
Buyurdu: (Efendine
selâm söyle ve de ki:
Âcilen değiştirsin
kapının eşiğini.)
İsmâil avdan eve avdet
eylediğinde,
Hissetti "babasının
kokusu"nu evinde.
Hanımına sordu ki: (Kim
geldi bize bu gün?)
Dedi ki: (Yaşlı bir zât
gelmişti, sen yok idin.
Bana, geçimimizden sordu
hem o ihtiyâr.
Dedim: "Sıkıntıdayız,
geçimimiz hayli dar."
Giderken, senin için
yaptı şu tembîhini:
"Söyle de, değiştirsin
kapının eşiğini.")
Buyurdu: (O,
babamdır, "Eşik"de
sensin elbet.
Sen, babanın evine
edebilirsin avdet.)
O hanımı boşayıp,
evlendi başkasıyla.
Yine geldi babası,
ziyâret maksadıyla.
Lâkin yine İsmâil evde
yoktu o anda.
"Nereye gittiğini" sordu
o hanımdan da.
O, çok saygı ve hürmet
gösterip kendisine,
Dedi: (Gitti efendim
maîşet te'mînine.)
Halîlullah sordu ki: (Nasıldır
geçiminiz?)
Dedi: (Elhamdülillah,
bollukla geçiniriz.)
Buyurdu ki: (Bollukla
geçiniriz dersiniz,
Peki, evde ne yiyip ve
neler içersiniz?)
O, yine gâyet râhat
söyledi ki ona hem:
(Yemeğimiz "Av eti",
suyumuz tatlı "Zemzem".)
Halîlullah, Rabbinden
niyâz etti ki şunu:
(Mübârek kıl bunların
etleriyle suyunu.)
Ve tembîh eyledi ki: (Akşam
söyle eşine.
İyi mukayyet olsun
kapının eşiğine.)
Ne zaman ki İsmâil, eve
geldi av sonu.
Hissetti babasının yine
"Hoş kokusu"nu.
Hanımına sordu ki: (Kim
geldi bugün bize?)
Dedi: (Nûr yüzlü bir zât
geldi ki evimize,
Çok asîl, pek şerefli
bir kişiydi bu gelen.
"Geçiminiz nasıldır?"
diye sordu o benden.
Dedim: "Elhamdülillah,
bollukla geçiniriz.
Biz her gün "Av eti"
yer, tatlı "Zemzem"
içeriz.
Sana selâm söyleyip,
dedi: "Söyle beyine.
Çok iyi sâhip olsun
kapının eşiğine.")
Buyurdu: (O,
babamdır, "Eşik"
de sensin bizzât.
Seni "Hoş tutmam" için,
bana etmiş nasîhat.) |