|
09 - LÛT ALEYHİSSELÂM
O ŞEHİR YERE BATTI
"Lût Nebî"nin evini,
sararak o kâfirler,
Dediler: (O gençleri,
çabuk getir bize ver!)
O, buna çok üzülüp,
buyurdu ki:
(Ey kavmim!
Allah'tan korkun,
bunlar, misâfirimdir
benim.
Beni, bunlara karşı
rezîl etmeyin şu an.
Yok mudur içinizde, aklı
başında olan?)
Lâkin o inâtçılar,
gelmediler insâfa.
Dediler ki: (Biz sana,
demiştik ya son defâ,
Bizim işlerimize, bir
şey demiyecektin.
Evine, hiç misâfir kabûl
etmiyecektin!
Getirip teslîm et ki,
bize o üç kişiyi,
Yapalım biz onlara,
istediğimiz işi.)
Onlara, ne kadar çok
ettiyse de nasîhat,
Kapıda toplanan halk,
dağılmıyordu fakat.
İyice darlık geldi, Lût
Nebî'nin kalbine,
Şöyle niyâz eyledi,
sonra kendi kendine:
(Size yetecek kadar
keşke güçlü olsaydım.
Yâhut sağlam bir kale
bulup da sığınsaydım.)
Cebrâil işitince, bu duâ
ve hâceti,
Dedi ki: (İşte o'nun,
dördüncü şehâdeti.)
Hakîkati bildirip, dedi
ki: (Elbette biz,
Hak teâlâ katından,
gelen habercileriz.
Üzülme, onlar sana
yapamazlar bir zarar.
Bu kavmin üzerinde, "azâb-ı
ilâhî" var.
Sırf sana ve ehline,
bundan kurtuluş vardır.
Lâkin senin hanımın,
helâk olanlardandır.
Sen şimdi aç kapıyı,
sonra çekil geriye.
Hiç korkma, o kâfirler
girsinler içeriye.)
"Lût Peygamber",
kapıyı açtı ve çıktı
geri.
O azgın çapulcular,
daldılar hep içeri.
Ve lâkin kanadıyla,
Cibrîl, o kâfirlere,
Vurunca, her birisi, "kör
oldu" birden bire.
Şaşkın şaşkın geriye
kaçarken dediler ki:
(Evine, sihirbâzlar
getirmiş Lût meğer ki.)
Kalpleri mühürlenmiş, o
azgın ve sapıklar,
İnanmak nîmetinden, yine
mahrûm kaldılar.
Sonra Cibrîl dedi ki o
gece Lût Nebî'ye:
(Ehlinle çıkıp gidin,
hiç bakmayın geriye.)
Onlar çıkıp gidince,
Sedum vilâyetinden,
Ateşte pişmiş "Taş"lar,
yağdı gök cihetinden.
Her taşta, bir kâfirin
ismi nakşedilmişti.
Ve her taş, sâhibini
bulup helâk etmişti.
Sonra Cibrîl, o şehri
takarak kanadına,
Çıkardı bir lâhzada,
topyekün gök katına.
Sonra da ters çevirip,
havada birden bire,
Koca şehri, yüksekten,
kuvvetle çarptı yere.
Gadab-ı ilâhînin,
nişânesi olarak,
Şehri, yerin dibine
geçirdi cenâb-ı Hak.
Açılan o çukura,
sonradan pis kokulu,
Siyah sular dolarak, "Lût
gölü" hâsıl oldu.
Yaşamadığı için, hiç bir
canlı içinde,
"Ölü deniz"
olarak, meşhûrdur halk
içinde.
Allah ve Peygambere
karşı gelen bu kavmin,
Çok çirkin bir günâhı
işledikleri için,
Gadab-ı ilâhîye,
uğradığına dâir,
Bu göl, mahşere kadar,
apaçık bir delîldir.
|