ŞİİRLERLE MENKIBELER

PEYGAMBERLER

 

1.Cild

 Kitap       Web

2.Cild

 

Peygamber (Aleyhisselâm) Efendimizin Hayatı

 

03 -

Peygamberler

04 -

Dört Büyük Halife

 

 

05 -

Eshâb-ı Kiram

06 -

Büyük İmâmlar

 

 

07 -

Anadolu Evliyâları

08 -

Buhârâ Evliyâları

 

 

09 -

Horasan Evliyâları

10 -

Rehber İnsanlar

 

11 -

Güzel Nasihatlar

12 -

İmân ve Namaz

09 - LÛT ALEYHİSSELÂM

AZÂB GELİYOR

 

Lût kavmi, her geçen gün, daha da azarlardı.

Ve kötülüklerine, kötülük katarlardı.

 

Öyle çok daldılar ki, zulüm ile günâha,

Toprak bile tahammül edemez oldu daha.

 

Ve kendi lisâniyle, niyâz etti nihâyet:

(Yâ Rabbî, sen bu kavmi, azâbınla helâk et.)

 

O zaman Hak teâlâ, emredip Cebrâil'e,

Görevlendirdi o'nu, bu kavmin helâkiyle.

 

O dahî "İsrâfil"le, "Azrâil"i alarak,

Gittiler ki, o kavmi etsinler toptan helâk.

 

"Hazret-i İbrâhîm"e, uğradılar ilk önce.

Melek olduklarını, anladı ilk görünce.

 

Buyurdu: (Ey Allah'ın elçileri, siz acep,

Buraya, ne maksatla geldiniz, nedir sebep?)

 

Dediler ki: (Bir kavim var ki azgın ve âsî,

Onların helâkine gönderdi Allah bizi.

 

Ateşte pişirilmiş taşları yağdırarak,

Onları, teker teker edeceğiz hep helâk.

 

Her taşta, bir kâfirin ismi yazılmıştır ki,

O bir taşla olacak, sâhibinin helâki.

 

Küfürde çok ileri gittiler zîrâ onlar.

Onların günâhından, yer bile oldu bîzâr.)

 

Halîlullah buyurdu: (Onlar, Lût'un kavmidir.

Lâkin o, onlar gibi zâlimlerden değildir.)

 

Dediler: (Yâ İbrâhîm, o kavmin hepsini biz,

Kim kâfirdir, kim değil, gâyet iyi biliriz.

 

Kurtuluş vereceğiz, biz Lût ile kavmine.

Lâkin azâb gelecek, ehlinden zevcesine.)

 

Üzüldü Halîlullah, duyunca bu haberi.

İstedi ki, bu azâb gelmeden dönsün geri.

 

Zîrâ çok merhametli bir zâttı Halîlullah.

Ümit ediyordu ki, affeder belki Allah.

 

Melekler dediler di: (Emretti cenâb-ı Hak.

Azâb-ı ilâhîyle, olacak hepsi helâk.

 

Zîrâ onlar, günâhta gittiler çok ileri.

Bu azâb, duâ ile çevrilmez artık geri.)

 

Hazret-i İbrâhîm'in, yanından çıktı onlar.

Sedum şehrine doğru, hemen yola çıktılar.

 

Parlak ve güzel yüzlü, genç erkek sûretinde,

Vardılar o şehire, tam da akşam vaktinde.

 

"Lût aleyhisselâm"ın, iki kızı vardı ki,

Büyük olan, çeşmeden su dolduruyor idi.

 

Gelenleri görünce, dedi ki: (Acabâ siz,

Niçin bu azgınların diyârına geldiniz?

 

Sizi barındıracak kimse yok, bir zât hâriç.

Ona da, bu husûsta müsâde etmezler hiç.

 

O, misâfir ederdi yabancıları, ancak,

Ona, bu alçak kavim, bunu da etti yasak.)

 

Ve hemen babasını, koşup etti haberdâr.

Dedi ki: (Babacığım, üç tâne misâfir var.)

 

Lût Nebî, gelip gördü güzel yüzlü gençleri.

Buyurdu ki: (Nereden buldunuz siz bu şehri?

 

Siz, benim bilmediğim, yabancı gençlersiniz.

Bu günâhkâr kavime, acep niçin geldiniz?)

 

Önce bildirmediler, aslını onlar işin.

Dediler: (Geldik sana, misâfir olmak için.)

Bir Önceki Sayfaya GiderBu Kitabın Ana Sayfasına GiderBir Sonraki Sayfaya Gider

Abdüllatif Uyan