|
09 - LÛT ALEYHİSSELÂM
MÛCİZE İSTEDİLER
Vaktâ ki "Lût
peygamber", geldi
Sedum şehrine,
Çıktı o havâlinin,
yüksekçe bir yerine.
Oradan, insanlara
seslendi ki: (Ey kavmim!
Ben size, Rabbimizden
gelen bir peygamberim.
Sizi çağırıyorum, tek
olan bir Allah'a.
Zîrâ "Allah"tan
başka, bir ilâh yoktur
daha.
Taptığınız bu putlar,
değildir mâbûd-u hak.
Yalnız tek "Allah"
vardır, ibâdete
müstehak.
Bu putları bırakıp, O'na
edin ibâdet.
Yoksa, hep yanarsınız "Ateş"te
ilel-ebed.
Sizden önce, kimsenin
yapmadığı şu çirkin,
Ve iğrenç fiili de,
işlemekten vazgeçin!
Eğer Hak teâlâya, ibâdet
ederseniz,
Ve o çirkin günâhtan,
hemen vazgeçerseniz,
Huzûrlu olursunuz, dünyâ
ve âhirette.
Yoksa, hep kalırsınız
ebedî felâkette.
Buna karşı, sizden bir
ücret istemiyorum.
Mükâfâtını ancak,
Rabbimden bekliyorum.)
"Lût aleyhisselâm"ı,
dinledi Sedumlular.
Ve lâkin inanmayıp,
hemen yalanladılar.
Kral dahî duyunca, o'nun
bu teblîğini,
(O'nu bana getirin!)
diye verdi emrini.
Lût aleyhisselâmı,
götürdüler saraya.
Sordu kral: (Sen kimsin,
niçin geldin buraya?)
Buyurdu ki:
(Adım Lût, Rabbin
peygamberiyim.
Sizi, O'nun dînine
teblîğle görevliyim.
Eğer bu sapıklıktan
dönmezseniz geriye,
Müstehak olursunuz,
azâb-ı ilâhîye.)
Bu sözlerden, krala,
geldi korku ve heybet.
Dedi ki: (Kavmime de,
git bunları teblîğ et.
Ben dahî, bu milletin
içinden bir kimseyim.
Onlar kabûl ederse, ben
de kabûl edeyim.)
Lût peygamber ayrılıp,
kavmine geldi tekrâr.
"Allah'ın birliği"ni,
teblîğ etti âşikâr.
Onlar inanmıyarak,
dediler: (Öyle ise,
Bunun isbâtı için, "mûcize"
göster bize.
Eğer sen bu dâvânda
sâdıksan hakîkaten,
Meselâ "yağmur yağdır",
havada bulut yokken.)
"Lût Nebî" duâ
etti Allahü teâlâya.
Ve işâret eyledi, bir
eliyle semâya.
Bir zerre bulut yokken o
anda gök yüzünde,
Birden yağmur boşandı,
halkın gözü önünde.
O azgın Sedum'lular,
gördü bu mûcizeyi.
Lâkin yalanladılar, yine
de "Lût Nebî"yi.
İntikâm almak için,
hattâ bu peygamberden,
Toplanıp, şu karara
vardılar o gün hemen:
(Onun koyunlarını,
tâkibâta alalım.
Otlu olan yerlerde, aslâ
otlatmıyalım.)
Başka bir dağ vardı ki,
şehrin kenar yerinde,
Tek bir ot bitmez idi,
yıllarca üzerinde.
Onun koyunlarını, o dağa
sürerlerdi.
Çıkmasınlar diye de,
husûsî beklerlerdi.
"Lût Nebî", duâ
etti Allahü teâlâya.
Bir anda döndü o dağ,
bol otlu bir mer'aya.
Hem de Sedum kavminin
koyunları, o dağdan,
Otlasa, ölürlerdi çok
geçmeden aradan. |