ŞİİRLERLE MENKIBELER

PEYGAMBERLER

 

1.Cild

 Kitap       Web

2.Cild

 

Peygamber (Aleyhisselâm) Efendimizin Hayatı

 

03 -

Peygamberler

04 -

Dört Büyük Halife

 

 

05 -

Eshâb-ı Kiram

06 -

Büyük İmâmlar

 

 

07 -

Anadolu Evliyâları

08 -

Buhârâ Evliyâları

 

 

09 -

Horasan Evliyâları

10 -

Rehber İnsanlar

 

11 -

Güzel Nasihatlar

12 -

İmân ve Namaz

08 - İBRÂHİM ALEYHİSSELÂM

MISIR'A HİCRET

 

"İbrâhîm Halîlullah", Rabbinin emri ile,

Yaptı hazırlığını, "göç etmek" gâyesiyle.

 

Kardeşinin oğlu "Lût" ve zevcesi "Sâre"yi,

Alıp geldi Harrân'a, terk ederek o yeri.

 

Harrân'da biraz kalıp, sırf "Sâre"yi alarak,

Geldi "Mısır" iline, oradan ayrılarak.

 

O zamanlar Mısır'da, vardı ki bir hükümdâr,

Çok da "ahlâksız" idi, "zâlim" olduğu kadar.

 

Var idi sınırlarda, husûsî adamları.

Gözetip dururlardı, giren ve çıkanları.

 

Eğer "güzel bir kadın" görselerdi faraza,

Götürüp verirlerdi, o alçak ahlâksıza.

 

"Hazret-i Sâre"nin de, çok güzeldi cemâli.

Yok idi güzellikte, bir eşi ve emsâli.

 

Adamlar o'nu görüp, çok hayret eylediler.

Ve hemen tutuklayıp, ona teslîm ettiler.

 

Sâre'nin cemâlini görür görmez o azgın,

Sordu Halîlullah'a: (Neyin olur bu kadın?)

 

Duymuş idi sultânın "ahlâksız" olduğunu.

Bu yüzden söylemedi, ona tam doğrusunu.

 

Ve "din kardeşliği"ni, niyet edip, ânında,

"Kız kardeşimdir" diye, söyledi cevâbında.

 

"Musallat olmak" için, Sâre'ye o hayâsız,

Husûsî odasına çağırdı o'nu yalnız.

 

O ise abdest alıp, hemen durdu namâza.

Ve başladı Rabbine, duâ ile niyâza:

 

(Yâ Rabbî, ben sana ve Resûlüne inandım.

Bu kâfirin şerrinden, sen bana eyle yardım.)

 

Ne zaman ki elini, o uzattı Sâre'ye,

Birden "eli tutulup", devrildi hemen yere.

 

Dedi: (Bana duâ et, canlansın yine elim.

Bundan sonra sana hiç zarar vermiyeceğim.)

 

"Sâre" duâ edince, kurtulup buldu sıhhat.

Lâkin ikinci sefer, yine oldu musallat.

 

Uzatınca elini, o'na ikinci kere,

Eli "yine tutulup", yıkıldı tekrâr yere.

 

Yine dedi: (Duâ et, benim için Allah'a.

El uzatmıyacağım, sana aslâ bir daha.)

 

"Sâre" duâ eyledi, kavuştu sıhhatine.

Lâkin üçüncü defâ, musallat oldu yine.

 

Tekrâr "tutuldu eli", yere yuvarlanarak.

Yine duâ istedi, Sâre'ye yalvararak.

 

Üçüncü seferde de, o duâ etti yine.

O zâlimin sıhhati, geldi eski hâline.

 

Sonra serbest bıraktı o, hazret-i Sâre'yi.

Hem de hibe eyledi, "Hâcer" nâm câriyeyi.

 

Sâre geldi yanına, hazret-i İbrâhîm'in.

Halîlullah sordu ki: (Nicedir acep hâlin?)

 

Dedi: (Elhamdülillah, hâlim iyi ve âlâ.

Beni, onun şerrinden kurtardı Hak teâlâ.)

 

Hazret-i Hâcer'i de, göstererek dedi: (Bak!

Bunu da, ikimize bahşetti cenâb-ı Hak.)

 

Asîl bir âileye, mensûb idi bu "Hâcer".

Sonra "Zevcelik" dahî, oldu o'na müyesser.

 

Halîlullah, Hâcer'le evlenerek sonradan,

Hem "hazret-i İsmâil" dünyâya geldi o'ndan.

Bir Önceki Sayfaya GiderBu Kitabın Ana Sayfasına GiderBir Sonraki Sayfaya Gider

Abdüllatif Uyan