ŞİİRLERLE MENKIBELER

PEYGAMBERLER

 

1.Cild

 Kitap       Web

2.Cild

 

Peygamber (Aleyhisselâm) Efendimizin Hayatı

 

03 -

Peygamberler

04 -

Dört Büyük Halife

 

 

05 -

Eshâb-ı Kiram

06 -

Büyük İmâmlar

 

 

07 -

Anadolu Evliyâları

08 -

Buhârâ Evliyâları

 

 

09 -

Horasan Evliyâları

10 -

Rehber İnsanlar

 

11 -

Güzel Nasihatlar

12 -

İmân ve Namaz

08 - İBRÂHİM ALEYHİSSELÂM

NEMRÛD VE SİVRİSİNEK

 

"İbrâhîm Halîlullah", Nemrûd'un ateşinde,

Yanmayınca, kâfirler kaldı hayret içinde.

 

Bir kaç kişi, insâfa gelip îmân ettiler.

Lâkin büyük çoğunluk, îmâna gelmediler.

 

Üstelik, mü'minlere eziyyet ederlerdi.

Onlar tahammül edip, yine sabrederlerdi.

 

İbrâhîm Halîlullah, yaptı "son îkâz"ını.

Sonra o kâfirlerden, kesti alâkasını.

 

Hak teâlâ, "hicret"i emreyledi bu sefer.

Onlar dahî "Bâbil"den, "Şam"a hicret ettiler.

 

Onlar hicret edince, putperest kavme dahî,

Geldi "sivrisinek"le, bir azâb-ı ilâhî.

 

Gök yüzünü kaplıyan bir gurup sivrisinek,

Helâk etti onları, kanlarını emerek.

 

Bir "sinek" de, Nemrûd'a gelip oldu musallat.

Bırakmadı peşini, vermedi aslâ râhat.

 

Ne tarafa kaçsaydı, geliyordu peşinden.

Aslâ kurtulamadı bu sineğin şerrinden.

 

Pek çok istediyse de, bu sineği öldürmek,

Muvaffak olamadı, gâlip geldi o sinek.

 

"İlâhlık" dâvâsına kalkışan o nasîbsiz,

Bir sinek karşısında, tamâmen kaldı âciz.

 

Ondan kurtulmak için, çâreler arar iken,

Sivrisinek, burnundan içeri girdi birden.

 

Tâ ki "beyni"ne kadar, ilerleyip giderek,

Râhatsız etti onu, az hareket ederek.

 

Sinek, kurcaladıkça o ahmağın beynini,

Çok "büyük acı" duyup, kaybederdi kendini.

 

Başına, "tokmak" ile vurdurdu en nihâyet.

Zîrâ tokmak vurunca, duruyordu bir müddet.

 

Lâkin vurma durunca, yine kımıldıyordu.

O da, hemen başına, tokmak vurduruyordu.

 

Husûsî bir "tokmakçı" tâyin etti kendine.

Onun işi, "tokmakla vurmak" idi beynine.

 

O iyi vuramazsa, hemen değiştirirdi.

Yerine, daha iyi vuranı getirirdi.

 

Ve artık Nemrûd için, en iyi, makbûl insan,

Ona tokmak vurandı, bıkmadan, usanmadan.

 

Çünkü o, beynindeki küçük sivrisineğin,

Cefâsından kurtulmak isterdi, bir an için.

 

Bu hâl, uzun bir süre devâm etti ve fakat,

Vuran tokmakçılarda, kalmadı güç ve tâkat.

 

Artık usanmışlardı, onlar da vura vura.

Çünkü vurmak lâzımdı, vermeden aslâ ara.

 

Nihâyet bir tânesi, bundan çok usanarak,

Parçaladı beynini, çok kuvvetli vurarak.

 

Böylece sona erdi, dünyâdaki hayâtı.

Onu, kurtaramadı mülkü ve saltanatı.

 

İnsanları, kendine taptırıp senelerce,

"Cehennem azâbı"na yakalandı böylece.

 

Ne kendi etti râhat, ne âlem buldu huzûr.

Geçip gitti dünyâdan, dayansın ehl-i kubûr.

Bir Önceki Sayfaya GiderBu Kitabın Ana Sayfasına GiderBir Sonraki Sayfaya Gider

Abdüllatif Uyan