|
08 - İBRÂHİM ALEYHİSSELÂM
BABASI TÂRÛH İDİ
İbrâhim Halîlullah,
ülül'azm peygamberdir.
Ve "Keldânî"
kavmine gönderilen
Nebîdir.
Resûlullah'tan
sonra, bilcümle
peygamberler,
Ve insanlar içinde,
o'dur üstün, mûteber.
Hak teâlâ, "On suhuf"
gönderdi kendisine.
Îmâna dâvet etti,
kavmini nice sene.
Allah, Ona "Halîlim",
yâni "Dostum" buyurdu.
Böylece "Halîlullah"
ismine mazhar oldu.
Sülâlesinden, pek çok
peygamber geldiğinden,
"Peygamberler babası"
denilir ayriyeten.
Babası, "Târûh"
adlı bir mü'min idi,
fakat,
O dünyâya gelmeden, bu
kişi etti vefât.
Temiz bir mü'mindi hem,
vâlidesi "Emîle".
İbrâhim'e, Târûh'tan
kalmış idi hâmile.
"Âzer" diye
kardeşi vardı ki bu "Târûh"un,
O ölünce, bununla
evlenmişti bu hâtun.
Yâni "Âzer", Halîl'in,
değildi öz babası.
Hem "amcası"
olurdu, hem de "üvey
babası".
Lâkin o, îmân ile
olamadı müşerref.
Yıldızlara, putlara
tapıyordu mâlesef.
Kralları "Nemrûd"
da, putlara
tapıyordu.
Kavmini de, zor ile puta
taptırıyordu.
Daha sonra aldanıp,
şeytân vesvesesine,
Kaptırdı kendisini, "İlâhlık"
hevesine.
Kendi heykellerini
yaptırarak bu defâ,
Sonra da, bu "putları",
gönderdi her tarafa.
Rablerini büsbütün
unutan o insanlar,
Yıldızlara, putlara ve
Nemrûd'a taptılar.
Onlar bu azgınlıkta
tanımadan had, hudûd,
Yaşarlarken, bir gece,
bir rüyâ gördü Nemrûd.
Şöyle ki, "otururken,
tahtında, birden bire,
Biri, o'nu tahtından
kaldırıp vurdu yere."
Korku ile uyanıp,
çağırdı kâhinleri.
Ve onlara sordu ki:
(Nedir bunun tâbiri?)
Dediler ki: (Ey Nemrûd,
yakında bir "Peygamber",
Çıkar ve insanları "hak
yol"a dâvet eder.
Senin bu mülkünü de,
yıkar o, temelinden.
Sen, bunun tedbîrini
almalısın şimdiden.)
Lâkin o, kibirlenip,
gücüne güvenerek,
Fazla önemsemedi, "Bu iş
kolay" diyerek.
Ve hemen emretti ki:
(Bu günden îtibâren,
Kimse, çocuk sâhibi
olmıyacak kat'iyyen.
Ayrı, uzak duracak
hanımından her erkek.
Doğan erkek çocuklar,
derhâl öldürülecek.)
Memurlar tâyin etti, bu
işi tâkib için.
Hattâ on âileye, bir
memur etti tâyin.
Ve bütün erkekleri,
sürdü şehir dışına.
Nöbetçiler diktirdi,
sınır kapılarına.
Böylelikle, o şehrin
sınırları içinde,
Hiç erkek kalmamıştı,
kadınlar hâricinde.
Korumak gâyesiyle,
Nemrûd saltanatını,
"Yüzbin" mâsum
yavrunun, döktürmüştü
kanını.
Hazret-i İbrâhim'in,
vâlidesi "Emîle",
O zaman hâmileydi, Allah
dostu "Halîl"e.
Lâkin doğumdan önce,
Târûh vefât etmişti.
"Emîle hâtun"
dahî, "Âzer"le
evlenmişti. |