ŞİİRLERLE MENKIBELER

PEYGAMBERLER

 

1.Cild

 Kitap       Web

2.Cild

 

Peygamber (Aleyhisselâm) Efendimizin Hayatı

 

03 -

Peygamberler

04 -

Dört Büyük Halife

 

 

05 -

Eshâb-ı Kiram

06 -

Büyük İmâmlar

 

 

07 -

Anadolu Evliyâları

08 -

Buhârâ Evliyâları

 

 

09 -

Horasan Evliyâları

10 -

Rehber İnsanlar

 

11 -

Güzel Nasihatlar

12 -

İmân ve Namaz

07 - ZÜLKARNEYN ALEYHİSSELÂM

YA PEYGAMBER, YA VELÎ

 

Nûh aleyhisselâmın, oğlu Yâfes soyundan,

Bir zât olup, kıssası, Kur'ânda oldu beyân.

 

"Peygamber" mi, "velî" mi, ihtilâf olunmuştur.

O, bütün yer yüzüne, hâkim, mâlik olmuştur.

 

Hak teâlâ bir zaman, emretti ki bu şahsa:

(Emir ve yasağımı, teblîğ et cümle nâsa.)

 

O, bu emri alınca, arz etti ki: (Yâ Rabbî!

Bu işte, yardımına muhtâcım ben tabiî.

 

Bu işi yapmam için, ordu, asker ve kuvvet,

Lâzım hem sabır ile, ilim, akıl, hitâbet.

 

Bunların hiçbirisi, bende yok yâ ilâhî!

Kerîmsin, sen bunları ihsân et bana dahî.)

 

İstediği her şeyi, bahşetti O'na Allah.

İki de "Sancak" verdi, bir beyaz, bir de siyah.

 

Gece, "Beyaz" sancağı, açsa idi o eğer,

Gündüz gibi "aydınlık" olurdu hemen o yer.

 

Eğer "Siyah" sancağı, açsa idi gündüzün,

Orası, karanlığa bürünürdü büsbütün.

 

Her ne zaman sefere gitse idi o ordu,

Arkası tam "karanlık", önü "ışık" olurdu.

 

Hızır aleyhisselâm, oğluydu teyzesinin.

Onu da, ordusuna kumandân etti tâyin.

 

Yürüdü bu orduyla, önce batı yönüne.

Fethetti "Avrupa"yı, ne geldiyse önüne.

 

Sonra aynı orduyla, doğuya yönelerek,

Bir "Asya kıtası"nı fethetti sonuna dek.

 

Oradan da kuzeye yürüdü ordu ile.

Mâlik oldu sonunda, dünyâya tamâmiyle.

 

Yayarak yer yüzüne, "Allah'ın birliği"ni,

Bitirdi böylelikle, teblîğ vazîfesini.

 

Sonra da izin verdi, bilcümle askerine.

Kendi dahî ayrılıp, çekildi uzletine.

 

Allahü teâlâya, hep ibâdet ve tâat,

Yaparak, bu hâl üzre, az sonra etti vefât.

 

Bu zât, güzel sîmâlı ve gâyet sevimliydi.

Hem orta boylu olup, iyi huy sâhibiydi.

 

Dünyâyı, tamâmiyle geçirmişken mülküne,

Halka çok "mütevâzı" davranırdı o yine.

 

Aslâ "Dünyâ malı"na vermezdi ehemmiyet.

Haram ve şüpheliden, kaçınır idi gâyet.

 

Elinin emeğiyle, geçinmeyi severdi.

Bunun için kendisi, bizzât zenbil örerdi.

 

Evine, evlâdına harcardı bu paradan.

Ve sadaka verirdi, fakîrlere artandan.

 

Vasiyyet etmişti ki, ölmeden daha önce:

(Kefenleyip, tabuta koyun beni ölünce.

 

Tabuttan, dışarıya sarkık olsun kollarım.

Yürüsün peşim sıra, asker ve ordularım.

 

Hazînelerim dahî, yüklenip katırlara,

Onlar da yürütülsün, Tabutun ardı sıra.)

 

Vaktâ ki göç eyledi, âhiret âlemine,

Vasiyyeti, ayniyle getirildi yerine.

 

Demek istemişti ki, "Şu ardım sıra gelen,

Ordu ile, dünyâya mâlik oldum tamâmen.

 

Hayâttayken, var idi bunca hazînelerim.

Ve lâkin âhirete giderken, boş ellerim.

 

Dünyâ malı, dünyâda kalıyor bakın işte.

Elleri boş oluyor, insanın bu gidişte."

Bir Önceki Sayfaya GiderBu Kitabın Ana Sayfasına GiderBir Sonraki Sayfaya Gider

Abdüllatif Uyan