|
06 - SÂLİH ALEYHİSSELÂM
KIRK SENE UYUDU
Semûd kavmi, küfürde çok
ileri gidince,
Hak teâlâ onlara,
belâlar verdi nice.
Ters gitmeye başladı,
işleri hemen birden.
Tek tek mahrûm kaldılar,
dünyâ nîmetlerinden.
Kadınlar kısırlaşıp,
olmadı çocukları.
Hayvanlarının dahî,
kısır oldu çokları.
Yine Semûdluların, bir
kuyuları hâriç,
Kurudu hepsi birden,
kalmadı suları hiç.
Kin ve öfke içinde,
gelerek ona hemen,
Dediler:
(Bütün bunlar, geldi
senin yüzünden.
Biz, senin sebebinle
helâke gidiyoruz.
Çekil git bu diyârdan,
seni istemiyoruz.)
Sonra tehdît ettiler,
"Ölüm"le hattâ o an.
Döndü Sâlih peygamber,
mescidine oradan.
Buyurdu:
(Ey mü'minler, siz
burada kalınız.
Ben, bir müddet dağlarda
bulunacağım yalnız.)
Hemen sonra ayrılıp,
çıkıverdi bir dağa.
Ve girdi misk kokulu,
nûrlu bir mağaraya.
Gördü ki, içeride, sedir
ve yaygılar var.
Ve hattâ kandillerle
donatılmış duvarlar.
Uzandı sedirlerden,
hemen bir tânesine.
Allah'ın takdîriyle,
uyudu tam "kırk sene".
Mü'minler, kendisinden
haber alamadılar.
Ayrılık ateşiyle, kırk
sene ağladılar.
İnsan şekline girmiş
melekler, ara ara,
Tesellî verirlerdi,
gelip o insanlara.
Derlerdi ki:
(Sabredin ve fazla
ağlamayın.
Zîra o, hıfzındadır
Allahü teâlânın.
Onu, şimdi görmeniz
değilse de pek mümkün,
Velâkin görürsünüz
ilerde onu bir gün.)
Mü'minlerin sayısı,
azaldı günden güne.
Kimi öldü, kimi de,
döndü eski dînine.
Vaktâ ki mağarada, "kırk
sene" oldu tamâm,
Uyandı o uykudan, Sâlih
aleyhisselâm.
Dedi: "Hemen kalkayım,
alayım da bir abdest,
Yine gidip, kavmimi
edeyim dîne dâvet."
Abdest alıp giderken,
duydu şöyle bir nidâ:
(Ey Sâlih, kırk senedir
uyudun sen burada.)
O bunu öğrenerek,
kavmine döndü yine.
Ve geldi ilk olarak,
kendi mescitlerine.
Lâkin vardı mescitte,
sâdece birkaç melek.
Sâlih aleyhisselâm,
merak etti bunu pek.
Dedi ki:
(Ben giderken, vardı çok
müslümânlar.
O mü'min kardeşlerim,
acabâ ne oldular?)
Melekler dediler ki:
(Kimi göçtü dünyâdan.
Kimi de mürted oldu,
uzaklaşıp îmândan.)
Sâlih aleyhisselâm,
üzülüp buna gâyet,
Gitti ki, insanları
eylesin dîne dâvet.
Bayram dolayısıyla,
Semûd kavmi, o anda,
Hepsi toplanmışlardı,
genişçe bir meydânda.
Reîsleri "Cendâ"
da, orada bulunurdu.
Ve altın işlemeli bir
tahtta otururdu.
Başında bir tâç vardı,
hükümdârlara âit.
Etrâfında erkânı
toplanmıştı o vakit. |