|
06 - SÂLİH ALEYHİSSELÂM
YİNE İNANMADILAR
Cibrîl aleyhisselâm,
gelip Sâlih Nebî'ye,
Bildirdi: (Mü'minlere,
mescit inşâ et)
diye.
Mescidin inşâsına,
başladı "Sâlih Nebî".
Yardım ediyorlardı, ona
melekler dahî.
Mescidin yapılması,
tamâm oldu nihâyet.
Mü'minler, o mescitte
ederlerdi ibâdet.
"Sâlih Nebî" gece
gün, konuşup kavmi ile,
Îmâna çağırırdı, onları
tatlı dille.
Velâkin o insanlar, hem
inanmıyorlardı,
Hem de bu Peygamberle,
alay ediyorlardı.
Bir gün de, kendisine
dediler ki: (Bizi sen,
Bilinmeyen bir dîne
çağırırsın esâsen.
Bize, "Putlarınızı
bırakınız!"
diyorsun.
Âd kavmi helâkiyle, bizi
korkutuyorsun.
Halbuki kum üstüne
yapılmıştı o evler.
Elbet rüzgâr onları,
yıkıp, yerle bir eder.
Bizim evlerimizse,
dağlara oyulmuştur.
Rüzgârın dağ yıktığı,
hiç vâki olmuş mudur?
Ey Sâlih, senin aklın
ermez böyle şeylere.
-Hâşâ-Rabbinin dahî,
gücü yetmez bizlere.)
O anda şiddetli bir ses
ile irkildiler.
Bütün putlar, bu sesle,
yüz üstü devrildiler.
Diyordu ki:
(Putlara, yapılmaz hiç
ibâdet.
Sâlih, Hak teâlâ'nın
Peygamberidir elbet.)
Semûd'lular bu hâli
görünce, hepsi bir bir,
Dediler: (Olsa olsa, bu,
Sâlih'in sihridir.
Doğru bir kişi idi,
halbuki o evvelden.
Şimdi, yalancılığı
ortaya çıktı hepten.)
"Sâlih aleyhisselâm",
asâsını o ara,
Yukarı kaldırarak,
bağırınca onlara,
Kalplerine büyük bir
korku düşüp o zaman,
Herbiri, bir tarafa
kaçıştılar oradan.
Ertesi gün, tekrârdan
biraraya geldiler.
Ve Sâlih Peygamberden,
mûcize istediler.
Dediler ki: (Peygamber
olduğun doğru ise,
Vahşî hayvanlar gelip,
söylesin bunu bize.)
Seslendi Sâlih Nebî:
(Ey vahşîler, geliniz!
Peygamber olduğuma,
şehâdet eyleyiniz.)
O esnâda bir "Arslan",
koşup geldi önüne.
Dedi:
(Buyur ey Sâlih,
muntazırım emrine.
Sen, Allah tarafından
gelen bir peygambersin.
İnsanları küfürden,
hakka dâvet edersin.)
Bu hâdise, onların gitti
gariplerine.
Dediler ki: (Bakınız, şu
Sâlih'in sihrine.)
Onlar böyle deyince, "Arslan"
dahî âniden,
Onların üzerine, hücûma
geçti hemen.
Kâfirler çok korkarak,
evlerine gittiler.
Hattâ kapılarını, derhâl
kilitlediler.
Lâkin arslan, terk edip
gitmeyince o yeri,
Korkup, yaptıklarına
pişmân oldu herbiri.
Dediler ki:
(Ey Sâlih, senden özür
dileriz.
Bizi bundan halâs et,
seni dinleyeceğiz.)
"Sâlih Nebî", arslana
işâret etti hemen.
Hayvan, boyun bükerek
uzaklaştı o yerden. |