ŞİİRLERLE MENKIBELER

PEYGAMBERLER

 

1.Cild

 Kitap       Web

2.Cild

 

Peygamber (Aleyhisselâm) Efendimizin Hayatı

 

03 -

Peygamberler

04 -

Dört Büyük Halife

 

 

05 -

Eshâb-ı Kiram

06 -

Büyük İmâmlar

 

 

07 -

Anadolu Evliyâları

08 -

Buhârâ Evliyâları

 

 

09 -

Horasan Evliyâları

10 -

Rehber İnsanlar

 

11 -

Güzel Nasihatlar

12 -

İmân ve Namaz

06 - SÂLİH ALEYHİSSELÂM

YÜZÜ ÇOK GÜZELDİ

 

Hak teâlâ, çok nîmet verdi Semûd kavmine.

Hepsi gark olmuşlardı, dünyâ nîmetlerine.

 

Lâkin elleri ile putlar îmâl ederek,

Taparlardı onlara, "ilâh, tanrı" diyerek.

 

Dâvet etmesi için, onları doğru yola,

Artık "Sâlih Nebî"yi, gönderdi Hak teâlâ.

 

Dünyâya gelir gelmez lâkin "Sâlih peygamber",

Duyar oldu insanlar, birtakım garip sesler.

 

Bir bayram gününde de, eğlenirdi ki hepsi,

Bir ara, ağaçlardan ses duydular cümlesi.

 

Allah'ın izni ile, ağaçlar geldi dile.

Halkı îkâz ettiler, şu kelimeler ile:

 

(Ey Semûd insanları, niçin gaflettesiniz?

Niçin hakîkatleri, idrâk edemezsiniz.

 

Ağaçlarınız ile, sizlere Hak teâlâ,

Meyve ihsân ediyor, senede iki defâ.

 

Daha nice nîmetler etmişken size ihsân,

Siz, niçin buna karşı, edersiniz hep isyân?

 

Size, bu nîmetleri, Allah iken veren hep,

Putlara taparsınız siz hâlâ, neden acep?)

 

Ağaçlardan bu sesi duyunca bu kişiler,

Hepsini, balta ile bir bir kesip biçtiler.

 

Sonra ehlî hayvanlar, bağırdılar hep birden.

Dediler: (Ey insanlar, vazgeçin bu kibirden.

 

Ağaçların dediği, çok doğru idi elbet.

Yalnız Hak teâlâya yapılır her ibâdet.)

 

Bunu da işitince, daha fazla azdılar.

O hayvanları dahî, tutup boğazladılar.

 

Bağırmaya başladı, sonra vahşî hayvânât.

Dediler ki: (Ey kavim, etmeyin artık inât.

 

İbâdet edilecek, yalnız bir ilâh vardır.

O da, sizi yaratan Allahü teâlâdır.

 

Siz niçin ağaç kesip, hayvan öldürürsünüz?

Onlar doğru söyledi ve lâkin siz körsünüz.)

 

Bunu dahî işitip, silâha sarıldılar.

Onları vurmak için, hayli kovaladılar.

 

Hayvanlar hem kaçıyor, hem de şöyle diyordu:

(Yâ Rabbî, Semûd kavmi sana hep âsî oldu.

 

Bilcümle nîmetleri, sen verirken onlara,

Onlar, seni bırakıp, tapıyorlar putlara.

 

Yaydılar yeryüzüne, zulüm, fesat ve günâh.

Peygamberin Sâlih'le, onları eyle ıslâh.)

 

Vaktâ ki "Sâlih Nebî" geldi yedi yaşına,

Nûrlar saçılıyordu, yüzünden etrâfına.

 

Yanakları kırmızı, beyaz idi hem yüzü.

Konuşması fasîh ve tatlı idi her sözü.

 

Kavminin sevgisini kazandı büyüdükçe.

Herkesin hayrânlığı, arttı ona gittikçe.

 

Hele yirmi yaşına girince "Sâlih Nebî",

Parlardı nûr cemâli, "Ondördüncü ay" gibi.

 

Onun güzelliğini, dil ile anlatmaya,

Güç yetmezdi hem dahî, cemâline bakmaya.

 

Otuz yaşında ise, ilim, hikmet, sekîne,

Gibi üstün vasıflar verildi kendisine.

Bir Önceki Sayfaya GiderBu Kitabın Ana Sayfasına GiderBir Sonraki Sayfaya Gider

Abdüllatif Uyan