|
05 - HÛD ALEYHİSSELÂM
KÂBEDE VEFÂT ETTİ
O gurûr ve kibirli ve
çok azgın Âd'lılar,
O "Azâb rüzgârı"yla
toptan helâk oldular.
Rüzgâr, o kâfirleri
kaldırıp yükseklere,
Çok şiddetle, yüz üstü
çarpıyordu yerlere.
"Rüzgâr", Hak
teâlâdan sonra alıp
emrini,
Yığdı üzerlerine o kum
tepelerini.
Yedi gece, sekiz gün
müddetle o kâfirler,
O kum tepelerinin
altında inlediler.
O yığınlar altında helâk
oldu her biri.
Oradan da, denize atıldı
ölüleri.
Âd kavminin cümlesi,
helâk olduğu zaman,
Henüz hayâtta idi,
reîsleri "Halecân".
Dağa doğru kaçarken
büyük can korkusuyla,
Yine îmân etmeyi
düşünmüyordu aslâ.
"Hûd Nebî", kendisini
görünce bir aralık,
Buyurdu ki:
(Kendine ediyorsun çok
yazık.
Bile bile, ebedî azâba
gidiyorsun.
Ancak îmân etmekle
bundan necât bulursun.)
"Halecân", Hûd
Nebî'nin, bu en son
teklîfine,
Bütün bunlara rağmen, "Peki"
demedi yine.
Ve suâl eyledi ki:
(Olursam ben müslümân,
Bana, Rabbin katında ne
var peki o zaman?)
Hûd Peygamber, (Cennet
var) diye cevap
verince,
O zaman, melekleri suâl
etti hemence.
Dedi ki: (O bulutta
gördüklerim kimlerdir?)
Buyurdu ki: (Rabbimin
emrinde meleklerdir.)
Dedi: (Bu felâkete,
onlardır asıl sebep.
Onların sebebiyle,
kavmim helâk oldu hep.
Ben müslümân olursam, o
zaman senin Rabbin,
İntikâm alır mı ki
onlardan benim için?)
"Hûd Nebî" o kâfire
buyurdu ki o zaman:
(Sen, bu dünyâ yüzünde
gördün mü ki bir sultân,
Askerine emredip,
düşmanı helâk etsin.
Sonra, düşmanı için
onlara cezâ vesin.)
O nasîbsiz "Halecân"
dedi ki son olarak:
(Rabbin, keşke kavmimi
etmeseydi de helâk,
Hep devâmlı olsaydı
gücümüz, kuvvetimiz.
Ve hiç azalmasaydı
malımız, servetimiz.)
O, inanmadıysa da ve
lakin en sonunda,
"Azâb rüzgârı"
gelip, helâk etti onu
da.
"Âd kavmi" ve "Halecân",
şiddetli rüzgâr ile,
Fecî bir vaziyette helâk
olurken böyle,
"Hûd Nebî" ve
mü'minler, olmayıp hiç
muazzeb,
Avlu gibi bir yerde
bulunuyorlardı hep.
O dağları deviren, bir
kavmi helâk eden,
O "Rüzgâr",
kâfirleri böyle helâk
ederken,
"Hûd aleyhisselâm"la,
yanında olanlara,
Ferahlatıcı tarzda
esiyordu o ara.
O şiddetli "Kasırga",
hafifleşerek hemen,
Tatlı, serinletici
esiyordu tamâmen.
"Hûd aleyhisselâm"la
îmân eden "Mü'minler",
Oradan ayrılarak
Beytullaha gittiler.
Ve "Hûd aleyhisselâm"
vefât etti bu yerde.
Harem-i şerîftedir
kabr-i şerîfleri de. |