|
05 - HÛD ALEYHİSSELÂM
KÂFİRLER HELÂK OLDU
Âd kavmi, görür görmez o
"Azâb bulutu"nu,
Geri çevirmek için
gittiler gûyâ onu.
O sırada, buluttan çok
kuvvetli sedâlar,
Zuhûr etti peşinden, "Rüzgâr"
ve "Kasırga"lar.
Müthiş bir uğultuyla
esince birdenbire,
O mağrûr Âd'lıları
seriyordu yerlere.
Hiçbir mağlûbiyete
alışmamış Âd'lılar,
Kızarak, geri geri
kaçmaya başladılar.
Çâresizlik içinde
girdiler evlerine.
Rüzgâr sâkinleşince,
çıktılar tekrâr yine.
"Hûd Peygamber",
kavmini son defâ etti
dâvet.
Onlar, karşılığında
eylediler hakâret.
Vaktâ ki tamâm oldu
azâbın gelme vakti,
Melekler ve o bulut,
kuşattı o milleti.
"Küfür"de inâd
ile direnen o Âd'lılar,
Bu sefer, ellerine ok ve
silâh aldılar.
Rabbimizin emrini
beklerken o melekler,
Onlar da, oklarını
gererek beklediler.
Şöyle yorumladı ki
bekleyişi o millet:
"O bulut ve melekler,
korktular bizden elbet."
Dediler ki:
(Sen dahî görüyorsun ki
ey Hûd!
Bizimle cenk etmeye
çekiniyor o bulut.
Bize saldırmak için,
yoktur cesâretleri.
Gör ki, nasıl birazdan
terk ederler bu yeri.)
Buluttan esen rüzgâr ve
fırtına, gittikçe,
Uğultusu çoğalıp,
şiddetlendi iyice.
Ağaçları, kökünden
çıkarıp atıyordu.
Ses ve soğukluğu da
gittikçe artıyordu.
El ele tutuşarak o
inâtçı Âd'lılar,
Kadın ve çocukları orta
yere aldılar.
Dediler ki:
(O bulut, bizden
kuvvetli ise,
İşte biz buradayız, bir
zarar versin bize.)
Sonra o nasîbsizler,
daha fazla azarak,
Hepsi, ayaklarını sertçe
yere basarak,
Dediler ki: (O
bulut, güçlü ise
bizlerden,
Gelip ayağımızı
kımıldatsın bu yerden.)
Biraz sonra, nihâyet
geldi emr-i ilâhî.
Esti "Azâb rüzgârı"
pek şiddetli ve kavî.
Öyle ki, develeri
deviriyordu yere.
Âd'lılar bunu görüp
kaçıştılar evlere.
Gözleriyle görüp de bu
müthiş musîbeti,
İnsâfa gelmediler yine
bu Âd milleti.
Evlerine kapanıp, derhâl
kilitlediler.
(Rüzgârın, bu evlere
gücü yetmez)
dediler.
Lâkin "Azâb rüzgârı"
bir şey dinlemiyordu.
Dağları bile yıkıp,
yerle bir ediyordu.
Evlerini, kökünden
kaldırıp gökyüzüne,
Kuvvetle çarpıyordu
birbirleri üstüne.
O mağrûr insanların,
öyle oldu ki hâli,
Atıldılar havaya "Saman
çöpü" misâli.
Büyük cüsseleriyle
övünen o Âd'lılar,
O rüzgâr karşısında, "Sinek"
gibi kaldılar.
Yedi gece, sekiz gün
esen "Azâb rüzgârı",
Helâk etti topyekün o
mağrûr insanları. |