|
05 - HÛD ALEYHİSSELÂM
ÜÇ BULUT GELDİ
"Hûd Peygamber", yüksek
bir tepeden, ahâliye,
Seslendi ki: (Ey
kavmim, bu inkâr hâlâ
niye?
Eğer inanmamaya devâm
eder iseniz,
O dediğim azâba
uğrarsınız hepiniz.
Eğer inanırsanız Allahü
teâlâya,
Ben dahî, sizin için
yalvarırım Allaha.
Kalkar üzerinizden bu
belâ ve kuraklık.
O eski berekete
kavuşursunuz artık.)
Kalpleri mühürlenmiş o
insâfsız Âd'lılar,
Yine de inâd edip, ona
inanmadılar.
Dediler ki: (Kalsak da
günlerce susuz ve aç,
Aslâ senin Rabbine
olmayız yine muhtâç.
Biz şimdi bir heyeti
göndeririz Kâbeye.
Onlar duâ edince, yağmur
yağar bu yere.)
Az sonra, vâsıl oldu
Beytullaha o heyet.
Ve "Kayl" adlı
birisi, duâ etti
nihâyet.
Dedi ki:
(Yâ ilâhî, eğer Hûd
haklı ise,
Gökyüzünden yağmur ve
bereket gönder bize.)
Bilmiyerek anınca o zât
"hazreti Hûd"u,
Gönderdi Hak teâlâ
onlara "Üç bulut"u.
Beyaz, kızıl ve siyah
gördüler renklerini.
Gâibden denildi ki: (Seç
bunlardan birini.)
Onlar düşündüler ki:
"Beyaz bulut boş olur.
Kızıl olanı ise, rüzgâr
ile doludur.
Yalnız o siyah bulut
yağmur yüklü herhâlde.
Biz onu seçelim ki, onda
var istifâde."
O sırada bir nidâ geldi
ki:
(Ey kavim, siz,
Yağmur değil, azâbı ama
tercîh ettiniz.
Zîrâ o, yüklüdür ki
çetin bir azâb ile,
Yok eder Âd kavmini,
bırakmaz bir iz bile.)
O "Bulut", Âd kavmine
doğru ilerliyordu.
Onlar, hâlâ (O bulut
yağmur yüklü) diyordu.
Bulut, kavmin üstünde
gelip durdu nihâyet.
Kâfirler onu görüp,
sevindiler be gâyet.
Dediler: (İşte geldi
yağmur yüklü o bulut.
Bakalım bundan sonra, ne
diyecek bize Hûd?)
"Hûd Nebî" buyurdu ki: (İşte
geldi o gerçek.
O, bir musîbettir ki,
sizi helâk edecek.)
Az sonra, bir "Fırtına"
kopuverdi âniden.
Hûd Nebî nidâ etti yine
merhametinden:
(Ey
kavmim, o azâbın ilk
belirtisi budur.
Her kim îmân ederse, bu
azâbtan kurtulur.)
Onlar, yine aldırış
etmeyip, dediler ki:
(Bu, yağmur öncesinde
esen yeldir belli ki.)
O sırada bir kadın, o
buluta bakarak,
Bağırıp düştü yere, bir
çığlık kopararak.
Kendine geldiğinde,
dedi: (Vây hâlimize!
O bulut, yağmur değil,
ateş getirdi bize.
Zîrâ ben, o bulutta
gördüm bâzı kişiler,
O ateşli rüzgârı bize
doğru çekerler.)
Kâfirler, ona dahî
vermediler hiç kıymet.
Dediler: (Biz
onlardan güçlüyüz daha
elbet.
Haydi biz, hep birlikte
ona doğru gidelim.
O güçlü kimseleri geriye
çevirelim.) |