|
05 - HÛD ALEYHİSSELÂM
ZULÜMDE YARIŞIRLARDI
"Hûd aleyhisselâm"ın
teblîğine, Âdlılar,
İnanmayıp, hem onu
istihzâya aldılar.
Dediler: (Peygambersen
eğer ki kavmimize,
Rabbine duâ et de, bir
cezâ versin bize.
Söyleyip duruyorsun,
azâb olacağını.
Rabbine duâ et de,
göndersin azâbını.)
Hûd
peygamber, onlara
buyurdu ki:
(Ey kavmim!
Size azâb hak oldu,
gönderir onu Rabbim.
Şimdi durup bekleyin,
azâbın gelmesini.
Ben dahî bekliyorum,
sizinle inmesini.)
Hûd
peygamber, kavmine,
böylece uzun zaman,
Nasîhat ettiyse de,
inanmadı çok insan.
Îmân edenleri de,
kâfirlerden korkarak,
Söyliyemiyorlardı,
âşikâre olarak.
Kavminin ekserîsi, îmân
etmiyorlardı.
Üstelik alay edip, hem
şöyle diyorlardı:
(Ey Hûd, hani bizlere
vâdettiğin o azâb?
Ne oldu, getir artık onu
bize der-akab.)
O da buyururdu ki:
(O azâb elbet gelir.
Ama onun vaktini, sâdece
Rabbim bilir.
Ben size, Rabbimizin
elçisiyim diyorum.
Bana ne vahyettiyse, onu
bildiriyorum.
Siz îmân etmezseniz, o
azâb gelecektir.
Resûlün vazîfesi, ancak
haber vermektir.)
Devâmlı acıyarak ve
yalvarırcasına,
Nasîhat ediyordu,
böylece Âd halkına.
Durmadan, usanmadan, hep
teblîğ ediyordu.
(Gelin, inât etmeyin,
îmân edin!)
diyordu.
Soy ve neseb olarak, o
da aynı kavimden,
Olunca, anlıyordu
onların her hâlinden.
Bilip ne husûslarda
hassâs olduklarını,
Ona göre yapardı, her
gün nasîhatını.
Ama azıtmaları,
olduğundan pek fazla,
Hiç te'sîr etmiyordu,
onlara birşey aslâ.
Öyle dalmışlardı ki,
küfür ve şirke hepten,
Uyandırmak çok güçtü,
onları bu gafletten.
Düne kadar, akıllı, zekî
ve doğru sözlü,
Ve emîn bildikleri bu
mübârek Resûlü,
Bugün, "Akılsızlık"la,
ithâm ediyorlardı.
Ve ona inanmıyor, "Yalancı"
diyorlardı.
Ona tâbi olarak, Allah'a
îmân etmek,
Bu nasîbsiz kavime, güç
geliyor idi pek.
Derlerdi ki:
(Biz sana, aslâ
inanmıyoruz.
Ve şu putlarımıza,
ibâdet ediyoruz.)
Îmân etmek isteyen, olsa
da Ona eğer,
Mâni oluyorlardı, onlara
da bu sefer.
Onun ile görüşmek
isteyen kimseleri,
Şiddet ve zorbalıkla,
gönderirlerdi geri.
"Hûd Nebî",
senelerce, bu güç
şartlara rağmen,
Hakka dâvet ederdi,
halkı mütemâdiyen.
Onlar da, halka zulüm ve
kötü işlerine,
Devâm ediyorlardı küfür
ve şirklerine.
Garîb
ve güçsüzlere,
zulmederler ve hattâ,
Bunda yarışırlardı o
kâfirler âdetâ. |