ŞİİRLERLE MENKIBELER

PEYGAMBERLER

 

1.Cild

 Kitap       Web

2.Cild

 

Peygamber (Aleyhisselâm) Efendimizin Hayatı

 

03 -

Peygamberler

04 -

Dört Büyük Halife

 

 

05 -

Eshâb-ı Kiram

06 -

Büyük İmâmlar

 

 

07 -

Anadolu Evliyâları

08 -

Buhârâ Evliyâları

 

 

09 -

Horasan Evliyâları

10 -

Rehber İnsanlar

 

11 -

Güzel Nasihatlar

12 -

İmân ve Namaz

05 - HÛD ALEYHİSSELÂM

GURÛRA KAPILDILAR

 

Hûd Nebî, annesine, "Allah birdir" deyince,

Kapıldı vâlidesi, bir sürûr ve sevince.

 

Ve hemen bu oğlunun boynuna sarılarak,

Dedi ki: (Ey evlâdım, senin yolun doğru, hak.

 

Sen, bildiğin şekilde ibâdete devâm et.

Sırf senin ilâhına lâyıktır her ibâdet.

 

Ben sana hâmileyken, hem doğum esnâsında,

Çok acâyip hallere şâhit oldum aslında.

 

Sen dünyâya gelince, o vakit gece iken,

Her taraf, "gündüz" gibi aydınlık oldu birden.

 

Kuru olan ağaçlar, o zaman yeşermişti.

Ve hattâ çiçek açıp, hepsi meyve vermişti.

 

Ben, seninle berâber, bir yere gider iken,

Karşıma, çok heybetli bir kimse çıktı birden.

 

Seni benden alarak, verdi bir kimselere.

Onlar da götürdüler, seni uzak yerlere.

 

Çok beyaz ve nûrânî yüzlüydü bu kimseler.

Sonra seni getirip, bana teslîm ettiler.

 

Geldiğinde, "Nûr" vardı başının üzerinde.

Hem de yeşil yâkutlar vardı bileklerinde.

 

Biri sana dedi ki: (Müjdeler olsun sana.

Seni peygamber kıldı, Allah cümle insana.)

 

Bunlar şeytânî değil, mutlaka rahmânîdir.

Gördüğüm kimseler de, insan değil, melektir.

 

Doğru yol üzeresin bunun için sen elbet.

Sen, bildiğin şekilde yap Rabbine ibâdet.)

 

"Hûd Nebî", sevimli ve tatlıydı konuşması.

Ve hazret-i Âdem'e benziyordu sîmâsı.

 

Dünyâ ve dünyâlıkla, ilgisi yoktu aslâ.

Hep ibâdet ederdi, Hâlık’ına pek fazla.

 

Merhametli, şefkatli ve cömert idi gâyet.

Yapardı ayrıyeten, ara sıra ticâret.

 

Âd kavmi insanları, iri cüsselilerdi.

Tuttuğunu koparan, kuvvetli kimselerdi.

 

Gelmemişti dünyâya, onlardan iri insan.

Hem de yaşamışlardı, dünyâda uzun zaman.

 

Çok da bereketliydi, yaşadıkları yerler.

Her yer yemyeşil olup, çoktu bağ ve bahçeler.

 

Adım başı pınarlar ve akarsular vardı.

Ayrıca, o beldede sık sık yağmur yağardı.

 

Kayaları yontarak, sütun şekli verip tam,

Üzerine, binâlar yaparlardı muazzam.

 

"Hazret-i Nûh"tan sonra, sekiz asır geçince,

Âd kavmi insanları, bozuldular iyice.

 

Hak, adâlet üzere yaşarken önceleri,

Sonra çok kötüleşip, kalmadı bu halleri.

 

Dinlerini unutup, câhilliğe daldılar.

Böylece yavaş yavaş, hak yoldan ayrıldılar.

 

Nûh tûfânını gören kimse kalmadığından,

Silinmişti te'sîri, bütün hâfızalardan.

 

Boy ve kuvvetlerine, dünyâ nîmetlerine,

Bakıp, âsî oldular tamâmen Rablerine.

 

(Bizden daha kuvvetli kimse var mı?) diyerek,

Bir gurûr ve kibire kapıldılar giderek.

Bir Önceki Sayfaya GiderBu Kitabın Ana Sayfasına GiderBir Sonraki Sayfaya Gider

Abdüllatif Uyan