|
04 - NÛH ALEYHİSSELÂM
DÜNYÂYI SU KAPLADI
Vaktâ
ki tamâmlandı, Nûh
Nebî'nin gemisi,
Yakınlaştı iyice, o
azâbın gelmesi.
Nûh peygamber, kavmine
dedi ki son olarak:
(Beni, size "peygamber"
gönderdi cenâb-ı Hak.
Size, bunca senedir
ettimse de nasîhat,
Dinlemeyip, istihzâ
eylediniz siz fakat.
Ben nasîhat ettikçe, siz
hep inât ettiniz.
Üstelik çok cefâ
ve eziyyet
eylediniz.
İşte bu yüzdendir ki,
yakında Hak teâlâ,
Sizin üzerinize,
gönderecek bir belâ.
Bâri şimdi inanıp,
bırakın bu inâdı.
Yoksa, azâb etmektir
Hakk'ın size murâdı.
O azâb "tûfân"dır
ki, dünyâ, su'yla
dolacak.
Îmâna gelmiyenler, o
su'da boğulacak.
Bu belâdan kurtulmak
isteyen varsa her kim,
Acele îmân etsin, "son
sözüm"dür bu benim.)
Dediler:
(Yüz yıllardır, bu lâfı
dinliyoruz.
Gelsin ne gelecekse,
sana inanmıyoruz.)
Va'd
olunan "Azâb"ın,
gelmişti vakti zâten.
Tûfan alâmetleri,
görüldü çok geçmeden.
Su, yerde yavaş yavaş,
başladı yükselmeye.
Ve başladı mü'minler o
gemiye binmeye.
"Nûh Nebî", bir
kez daha kavmin
hükümdârını,
Çağırtıp, kendisine
yaptı son ihtârını.
Yanına geldiğinde,
buyurdu ki:
(İşte bak!
Bahsettiğim tûfânı,
gönderdi cenâb-ı Hak.
Haydi, îmân edin de,
kurtulun bu belâdan.
Zîrâ kâfir olana, necât
yok aslâ bundan.)
Kral ve o müşrikler,
yine inkâr ettiler.
Ve bunu, normal yağan
bir "yağmur"
zannettiler.
Müslümânlar, gemiye
binince en nihâyet,
Tûfânın şiddeti de,
fazlalaştı be gâyet.
Oğlu "Ken'ân",
kenarda dururdu
zevcesiyle.
Îkâz etti o'nu da,
babalık şefkatiyle:
(Ey evlâdım, haydi gel,
bizimle bin gemiye.
Kurtuluş yoktur bu gün,
mü'minlerden gayriye.)
Babası, ettiyse de son
defâ o'nu îkâz,
Lâkin o, inâdından yine
etti îtirâz.
Dedi:
(Su yükselirse, çıkarım
şu dağlara.
Nasıl olsa bu sular,
çıkmaz tâ oralara.)
O böyle konuşurken, "lâubâli"
olarak,
Büyük bir dalga gelip,
eyledi onu helâk.
Hak teâlâ emriyle,
yağmurlar yağdı gökten.
Yer yer sular kaynadı,
toprağın her yerinden.
Suların seviyesi,
yükseldi ki o kadar,
Kayboldu su içinde, en
yüksek büyük dağlar.
Kırk gündüz ve kırk
gece, devâm etti bu
tûfân.
Kâfirler hep öldüler,
kalmadı ehl-i tuğyân.
Nûh Nebî'nin gemisi, "altı
ay" müddet ile,
Dalgalar arasında, yüzdü
hep selâmetle.
Hak teâlâ emriyle,
kesilince yağmurlar,
Alçalmaya başladı, yavaş
yavaş o sular.
Seviye alçaldıkça, gemi
de iniyordu.
Yüksek dağlar, gemiyi,
kendine bekliyordu.
"Cûdi dağı",
tevâzu eyleyip, etti
duâ.
İndirdi Hak teâlâ, onu
bu küçük dağa. |