|
04 - NÛH ALEYHİSSELÂM
KUNDAKTA KONUŞTU
İdrîs aleyhisselâm, göke
çıktıktan sonra,
İnsanlar yoldan çıkıp,
tapındılar putlara.
Hak teâlâ bu kavme,
gönderdi "Nûh Nebî"yi.
O gelip, insanları "hak
yol"a dâvet etti.
Babası, çok asîl bir
zâttı "Lâmek" adında.
Resûlullahın "Nûr"u
parlıyordu alnında.
Annesi de "Kaynuş"
nâm bir hanımdı, pek
afîf.
Nûh Nebî, bu hanımdan
dünyâya etti teşrîf.
Lâkin "Dermesil"
adlı, var idi ki bir
sultân,
Îmânı olanlara, vermezdi
aslâ emân.
Zâlim ve kâfir olup,
tapıyordu putlara.
Sebepsiz zulmederdi,
îmânı olanlara.
Vaktâ ki "Nûh Nebî"ye,
hâmil oldu annesi,
Başladı bu husûsta,
korku ve endîşesi.
Oğluna gelir diye, ondan
zarar ve âfet,
"Gizli doğum"
yapmayı düşündü en
nihâyet.
Doğum vakti gelince,
çıkarak hânesinden,
Gitti bir "mağara"ya,
kimseye görünmeden.
Gizlice mağaraya gelip
oldu mülâki.
Doğum, bu ıssız yerde,
yalnızken oldu vâki.
Sonra bu yavrusunu,
bırakıp mağaraya.
Dönerken, hüzünlenip,
başladı ağlamaya.
İçli gözyaşlarıyla, "Vâh
oğlum!" diyerekten,
Ağlarken, konuşmaya
başladı oğlu birden.
Dedi ki:
(Anneciğim, hiç üzülme,
râhat et.
Beni yoktan yaratan,
hıfz eder yine elbet.)
Bir miktâr ferâhladı, o
bunu işitince.
Velâkin muhabbeti
fazlalaştı iyice.
Yavrusunu bırakıp ıssız
bir mağaraya,
ayrılmak, ne de büyük
acıydı bir anaya.
Lâkin selâmetini
düşünerek oğlunun,
Buna "sabır"
gösterip, takdîre eğdi
boyun.
O'nu, Hak teâlâya emânet
eyliyerek,
Ayrılıp gitti eve,
gözyaşları dökerek.
O günden sonra "kırk
gün" geçmişti ki
aradan,
Melekler, o'nu gelip,
aldılar mağaradan.
Getirip, annesine
verdiler sağ ve sâlim.
Çok sevinip dedi ki: (Çok
şükür sana Rabbim.)
Annesinin yanında büyüdü
tamâmiyle.
O, "hazret-i Âdem"e
benzerdi her hâliyle.
Gençliğinde, "çobanlık"
yapmış idi bir miktâr.
Biraz da "ticâret"le
olmuştu alâkadar.
Kavmi ise, tamâmen
çıkmıştı doğru yoldan.
Büsbütün gâfildiler,
Allahü teâlâdan.
Zulüm ve ahlâksızlık,
fitne, fesat, zorbalık,
"Küfür"
karanlığıyla, kararmıştı
ortalık.
Kendi elleri ile,
taşlardan "put"
yaparak,
İbâdet ederlerdi, o'na "ilâh"
olarak.
Vaktâ ki "Nûh
peygamber", yaşı tam
oldu elli,
Gönderdi kendisine,
Rabbimiz Cebrâil'i.
Cebrâil, bu emirle geldi
Nûh'un yanına.
O, selâmını alıp, "kimsiniz?"
dedi o'na,
Cevâbında dedi ki:
(Ey Nûh, ben Cebrâil'im.
Allahü teâlâdan, sana
selâm getirdim.
Seni, peygamber yaptı
kavmine cenâb-ı Hak.
Dermesil ve kavmine, git
peygamber olarak.
Allah’ın birliğine,
onları eyle dâvet.
Puta değil, Allah’a
eylesinler ibâdet.) |