ŞİİRLERLE MENKIBELER

PEYGAMBERLER

 

1.Cild

 Kitap       Web

2.Cild

 

Peygamber (Aleyhisselâm) Efendimizin Hayatı

 

03 -

Peygamberler

04 -

Dört Büyük Halife

 

 

05 -

Eshâb-ı Kiram

06 -

Büyük İmâmlar

 

 

07 -

Anadolu Evliyâları

08 -

Buhârâ Evliyâları

 

 

09 -

Horasan Evliyâları

10 -

Rehber İnsanlar

 

11 -

Güzel Nasihatlar

12 -

İmân ve Namaz

02 - ŞÎT ALEYHİSSELÂM

ALLAH'IN HEDİYESİ

 

Ne zaman ki Hâbil'i, Kâbil öldürdüğünde,

Çok üzüldü babası, gelip de gördüğünde.

 

Tesellî etmek için, Rabbimiz Onu bizzât,

Sonradan kendisine, ihsân etti bir evlât.

 

"Allah’ın hediyesi", olan bu evlâdını,

Çok sevip, bu mânâda, "Şît" koymuştu adını.

 

Hem bütün çocukları, biri kız, biri erkek,

Hep "ikiz" doğuyorken, bu geldi dünyâya tek.

 

Habîbullahın "Nûr"u, kendi alnından, buna,

Geçince, muhabbeti çok oldu bu oğluna.

 

Diğer evlâtlarından, Onu üstün ve azîz,

Tutarak, Onu yaptı onlara hâkim, reîs.

 

Bilcümle ilimleri ve ilâhî sırları,

Ona, bizzât kendisi öğretti ayrı ayrı.

 

Vaktâ ki Âdem Nebî, göç etti bu dünyâdan.

"Şît"i peygamber yaptı Hak teâlâ o zaman.

 

Ve Ona, "elli suhuf" gönderdi ki, içinde,

Çok ilimler var idi, emirler hâricinde.

 

Meselâ fizik, kimyâ, matematik ve hattâ,

Bilgiler mevcûd idi çok çeşitli san'atta.

 

"Şît peygamber", ekserî Şam'da oturuyordu.

İnsanları îmâna, hakka çağırıyordu.

 

Geçirdi bu dünyâda, "dokuzyüz" senesini.

Bin tâne şehir kurup, îmâr etti hepsini.

 

Çocuk ve torunları, seâdetli bir hayât,

Yaşayıp, ederlerdi çok ibâdet ve tâat.

 

Yoktu aralarında, kin, haset ve düşmanlık.

Müreffehti herbiri, hiç yoktu perîşânlık.

 

"Emr-i mâruf" yapardı, her kişi diğerine,

Allah’ın emirleri, hep gelirdi yerine.

 

Onları doğru yoldan çıkarmak için, her an,

Uğraşıp, her hîleyi denerdi lâ'in şeytân.

 

Lâkin yine muvaffak olamıyordu aslâ.

Emr-i mâruf yapardı, çünkü onlar ihlâsla.

 

Kâbil'in evlâdıyse, bunların hâricinde,

Yaşarlardı küfür ve bir sapıklık içinde.

 

Allah’ın emri ile, "Şît Nebî" en nihâyet,

Gidip o azgınları, îmâna etti dâvet.

 

Lâkin küfürlerinde edince inât, ısrâr,

Üstlerine yürüyüp, onlarla savaştılar.

 

Hattâ kılıç kullandı, "Şît Nebî" o gazâda.

O'dur peygamberlerden, ilk kılıç kullanan da.

 

Sonradan babasıyle birleşerek hem dahî,

Taş ve balçık kullanıp, binâ etti "Kâbe"yi.

 

Resûlullahın "Nûr"u, Onda idi emânet.

Alnında, "yıldız" gibi parlıyordu be gâyet.

 

Âdem aleyhisselâm, hayâtının sonuna,

Gelince, "Şît Nebî"yi, çağırdı huzûruna.

 

Buyurdu ki: (Ey oğlum, alnında parlıyan nûr,

Son peygamber Muhammed Mustafâ’nın nûrudur.

 

Onu, temiz ve afîf hanımlara teslîm et.

Sen dahî evlâdına, böyle eyle vasiyyet.)

 

Hepsi, babalarının tutup vasiyyetini,

Çok iyi korudular, bu "Nûr" emânetini.

 

Hep mü'min alınlardan geçerek o "Nûr" yine,

Ulaştı en nihâyet, hakîkî sâhibine.

Bir Önceki Sayfaya GiderBu Kitabın Ana Sayfasına GiderBir Sonraki Sayfaya Gider

Abdüllatif Uyan