ŞİİRLERLE MENKIBELER

PEYGAMBERLER

 

1.Cild

 Kitap       Web

2.Cild

 

Peygamber (Aleyhisselâm) Efendimizin Hayatı

 

03 -

Peygamberler

04 -

Dört Büyük Halife

 

 

05 -

Eshâb-ı Kiram

06 -

Büyük İmâmlar

 

 

07 -

Anadolu Evliyâları

08 -

Buhârâ Evliyâları

 

 

09 -

Horasan Evliyâları

10 -

Rehber İnsanlar

 

11 -

Güzel Nasihatlar

12 -

İmân ve Namaz

01 - ADEM ALEYHİSSELÂM

VEFÂTI

 

Rivâyet edilir ki, Âdem aleyhisselâm,

Bu dünyâdaki yaşı, "beşyüz" olmuştu ki tam,

 

Hak teâlâ, Cibrîl'i gönderip kendisine,

Peygamber yaptı o'nu, evlâdı üzerine.

 

Cibrîl'le "kırk sahîfe", gönderip cenâb-ı Hak,

Domuz ile şarabı, kıldı haram ve yasak.

 

Farz kıldı elli vakit namâz kılmalarını.

Oruç ve cenâbetten gusül almalarını.

 

Vaktâ ki vâsıl oldu, dünyâda yaşı "bin"e,

Hastalanıp, göç etti âhiret âlemine.

 

Henüz vefât etmeden, "Şît" adlı evlâdını,

Çağırıp, yaptı o'na en son nasîhatını.

 

Buyurdu ki: (Ey oğlum, alnında parlayan nûr,

Muhammed Mustafâ'ya mahsûs olan bir nûrdur.

 

Bu nûru muhâfaza etmeye eyle gayret.

Ve bunu, en pâkize bir hanıma teslîm et.

 

Bu husûsta, pek fazla dikkat göstermelisin.  

Sen de, çocuklarına vasıyyet etmelisin!)

 

Sonra dedi: (Ey oğlum, yaklaşıyor ecelim.

Benden sonra yerime, halîfem ol sen benim.

 

Gayret eyle yaymaya, Allah’ın bu dînini.

Unutma Rabbimizin Sevgili Habîbini.)

 

Bu vasıyyeti yapıp, buyurdu ki: (Ey oğlum! 

Cennetin zeytinini, çok arzû ediyorum.)

 

Şît aleyhisselâm da, giderek "Tûr dağı"na,

Ellerini kaldırıp, yalvardı Allah’ına.

 

Şu nidâyı duyurdu, o'na Rabbil âlemîn:

(Koy çanağı önüne, verilsin istediğin.)

 

Koydu o, çanağını önüne bu emirle.

Doldu gayb âleminden, çanağı "Zeytin" ile.

 

Âdem aleyhisselâm, yiyince o zeytini,

Rabbimiz verdi o'na, önceki sıhhatini.

 

Bir müddet sonra yine, bir daha hastalandı.

"Cennet yemişleri"ni, bu sefer arzûladı.    

 

Gönderdi evlâdını, getirmeleri için.

Onlar yola çıkarak, gidiyorlardı, lâkin,

 

Gördüler ki, bir gurup melekler geliyorlar.

Hazret-i Âdem için "kefen" getiriyorlar.

 

Melekler dediler ki: (Hemen geri dönünüz!

Babanıza, Cennetten kefen getiriyoruz.)

 

"Peki" deyip, oradan elleri boş döndüler.

Melekleri, Âdem'in huzûrunda gördüler.

 

Âdem aleyhisselâm, konuşurken Cibrîl'le,

Girdi ve selâm verdi, "Azrâil" edeb ile.

 

Dedi ki:(Hak teâlâ, sana selâm ediyor.

Seninçün evlâdına, baş sağlığı diliyor.)

 

O anda bir ses duydu: (Yukarı bak yâ Âdem!)

Yukarı baktığında, "Cennet"i gördü o dem.

 

Gösterdi Allah o'na, Cennetteki yerini.

Gördü o, çeşit çeşit Cennet nîmetlerini.

 

O anda "Melekül mevt", yaklaşarak yanına,

Kavuşturdu bir anda, canını Cânân'ına.

 

Cibrîl aleyhisselâm, giydirdi bir gömleği.

Şît aleyhisselâma, öğretti gasl etmeyi.

 

Yıkayıp, kefenleyip, kıldılar namâzını.

"Ebû Kubeys" dağına, defn ettiler nâşını.

Bir Önceki Sayfaya GiderBu Kitabın Ana Sayfasına GiderBir Sonraki Sayfaya Gider

Abdüllatif Uyan