|
01 - ADEM ALEYHİSSELÂM
RESÛLULLAHIN ŞEFÂATİ
"Âdem aleyhisselâm",
zelle'si sebebiyle,
Ağladı üçyüz sene,
affolmak gâyesiyle.
Dedi ki: (Yâ ilâhî,
evlâdımın içinden,
Öyle bir peygamberi
yaratacaktın ki sen,
Şâyet sâdır olursa,
benden bir küçük zelle,
Affedecektin beni, O'nun
şefâatiyle.
Yâ ilâhî, işte o evlâdım
hâtırına,
Affeyle bu babayı,
bağışla beni O'na.)
Hak teâlâ buyurdu:
(Nasıl bildin sen O'nu?)
Dedi ki: (Yâ ilâhî,
yarattın ben kulunu.
Gözümü açar açmaz,
baktım, Arş kenarında,
Yazılmış O'nun ismi,
seninkinin yanında.
İsmin ile yan yana
yazdığından ismini,
Anladım tâ o günden,
O'nu çok sevdiğini.)
Hak teâlâ buyurdu:
(O'nu yaratmasaydım,
Seni ve kâinâttan hiç
bir şey yaratmazdım.
Şefâatçı
olarak, O'nu
gösterdiğinden,
Habîbim hürmetine,
bağışladım seni ben.)
Sonra da Hak teâlâ, Kâbe
büyüklüğünde,
Bir "Yâkut"u
gönderdi yer yüzüne o
günde.
O Cennet yâkutunu,
şimdiki "Beytullah"ın,
Mahalline koydular, emri
ile Allah’ın.
Sonra da buyurdu ki:
(Arş altında yâ
Âdem!
"Beytül mâmur"
adıyla, vardır benim bir
hânem.
Gökteki o beytimin
yerine, bu dünyâya,
Bir binâ kurulmuştur,
var şimdi sen oraya.
Nasıl tavâf ederse o
hâneyi melekler,
Sen dahî tavâf eyle bu
evi çok kereler.
Yâ Âdem, sen o evde
namâz kıl ve an beni.
Ben de kabûl edeyim, duâ
ile tövbeni.)
"Âdem Nebî",
uyarak Rabbinin bu
emrine,
O evi tavâf için, geldi
Mekke şehrine.
"Hazret-i Havvâ"
dahî, Cidde'den
ayrılarak,
Hazret-i Âdem ile
buluştu ilk olarak.
İkisi, uzun yıllar ayrı
yaşamışlardı.
Ve firâk ateşiyle, yanıp
yakılmışlardı.
Âdem Nebî, Havvâ’yı ilk
defâ gördüğünde,
Rengi değiştiğinden,
tanımadı ilk günde,
Cibrîl tanıştırınca,
Âdem ile Havvâ'yı,
Sevince gark oldular
hemen bundan dolayı.
Oradan berâberce,
Minâ'ya yürüdüler.
Daha sonra, birlikte,
Hindistân'a gittiler.
Hindistân beldesinde
yaşarken Âdem Nebî,
Oradan yürüyerek, kırk
defâ Hacca geldi.
Huzûr ve rahâtlıkla,
yaşadılar çok yıllar.
Başka bir sıkıntıya,
olmadılar giriftâr.
O seneler içinde, hem
Havvâ vâlidemiz,
Yirmi doğum yaptı ve her
biri oldu "ikiz".
Onlardan biri "erkek",
diğeri "kız" olmuştu,
Tek olarak sâdece "Hazret-i
Şît" doğmuştu.
Allah’ın sevgilisi, o "Resûl-i
Kibriyâ",
Şît'in
evlâtlarından, teşrîf
etti dünyâya.
Âdem aleyhisselâm vefât
edince, yine,
Gökten gelen Beytullah,
çekildi gök yüzüne.
Evlâdı, bulup sonra
önceki temelleri,
Taşlar ile çamurdan,
yaptılar ilk "Kâbe"yi. |