ŞİİRLERLE MENKIBELER

PEYGAMBERLER

 

1.Cild

 Kitap       Web

2.Cild

 

Peygamber (Aleyhisselâm) Efendimizin Hayatı

 

03 -

Peygamberler

04 -

Dört Büyük Halife

 

 

05 -

Eshâb-ı Kiram

06 -

Büyük İmâmlar

 

 

07 -

Anadolu Evliyâları

08 -

Buhârâ Evliyâları

 

 

09 -

Horasan Evliyâları

10 -

Rehber İnsanlar

 

11 -

Güzel Nasihatlar

12 -

İmân ve Namaz

01 - ADEM ALEYHİSSELÂM

AKD-İ MÎSÂK (Sözleşme)

 

Cibrîl aleyhisselâm, emri ile Rabbinin,

Gelip suâl eyledi, hâtırını "Âdem"in.

 

Cennetten bir çift "Öküz", alıp yere indi ki,

Bunlardan biri siyah, kırmızıydı öteki.

 

Öğretti önce o'na, "Saban" yapılmasını.

Sonra da öküzlerin, çifte koşulmasını.

 

Âdem Nebî, sürdürdü tarlayı öküzlere.

Ve ekti buğdayları, sürülen o yerlere.

 

Çıkan başakları da, Cibrîl'den öğrenerek,

"Un" hâline getirdi, hem savurup döverek.

 

Sonra yaptı bir "tandır", kazarak biraz yeri.

İçinde ateş yakıp, pişirdi ekmekleri.

 

Allah, Âdem Nebî'ye buyurdu ki sonra hem:

(Seni, toprak ve sudan, kim yarattı yâ Âdem?)

 

Cevâbında dedi ki: (Sen yarattın yâ Rabbî!)

Buyurdu ki: (Öyleyse, secde et bana haydi.)

 

Âdem aleyhisselâm, secdeye vardı o dem,

O zaman Hak teâlâ, buyurdu ki: (Yâ Âdem!

 

Seninle bir sözleşme yapalım ki, yakînin,

Olsun daha kuvvetli, hem artsın muhabbetin.)

 

Ve "Hacer-ül esved"i, getirdiler Cennetten.

Bir beyaz yâkut olup, parlardı her cihetten.

 

Âdem'in zürriyeti, belinden, rûh hâliyle,

Çıktılar zerre zerre, kudret-i ilâhiyle.

 

O zaman bu rûhlara, hitâb edip Rabbimiz,

Buyurdu ki: (Ben sizin, değil miyim Rabbiniz?)

 

Her biri, (Kâlû belâ!), yâni (Evet!) dediler.

Ve lâkin bu dünyâya gelince de, bu sefer,

 

Dünyâ meşgûliyyeti, hem dahî gafletinden,

Verdikleri o sözü, unuttu çoğu hemen.

 

Şöyle hitâb eyledi, rûhlara sonra Allah:

(Benim peygamberimdir Muhammed bin Abdullah.

 

O'nu, âhir zamanda dünyâya gönderirim.

Mahlûklarım içinde, en çok O'nu severim.

 

Ey rûhlar, şimdi bana söz verin siz hepiniz,

O'na îmân eyleyip, yardım eder misiniz?)

 

Hepsi söz verdiler ki: (Kabûl ettik ilâhî.)

Buyurdu: (Öyle ise, secde edin siz dahî.)

 

O anda bütün rûhlar, secdeye kapandılar.

Lâkin secde etmedi, kâfir ve münâfıklar.

 

Secdeye giden rûhlar, kaldırıp başlarını,

Gördüler bir kısmının secde yapmadığını.

 

Sevinip hamd ettiler, secde ettiklerine.

Şükr için, ikinciye vardılar tekrâr yine.

 

Bunları seyr ederken gökte bâzı melekler,

Allahü teâlâya, şöyle suâl ettiler:

 

(Yâ Rabbî, bu insanlar ne çok kalabalıktır.

Her birine, dünyâda, yetecek yer var mıdır?)

 

Buyurdu ki: (Onların, bir kısmı fâni olur.

Ölenlerin yerine, başkaları oturur.)

 

Melekler hayret edip, dediler ki: (İlâhî!

Mâdem ki insanların, bir kısmı olur fâni,

 

Onların yerlerine gelecek bu insanlar,

Ölenleri görünce, burda nasıl kalırlar?)

 

Hak teâlâ buyurdu: (Ey benim meleklerim!

Ben onlara "gaflet" ve "uzun emel" veririm.

 

Dost ve yakınlarını, gömüp kabirlerine,

Gelip yine dalarlar, tûl-i emellerine.)

Bir Önceki Sayfaya GiderBu Kitabın Ana Sayfasına GiderBir Sonraki Sayfaya Gider

Abdüllatif Uyan