|
01 - ADEM ALEYHİSSELÂM
CENNETE GİRMESİ
Hak teâlâ "Âdem"e,
her eşyânın adını,
Öğretti birer birer, hem
de sıfatlarını.
Ayrıca, her san'atı
bildirdi o'na yine.
Ve bütün ilimleri, ilhâm
etti kalbine.
Sonra da evlâdının,
kıyâmet gününe dek,
Lisânlarını dahî öğretti
o'na tek tek.
O'na, bu ilimleri
verince Hak teâlâ,
Böylece meleklerden,
oldu üstün ve âlâ.
Buyurdu:
(Ey melekler, sâdıksanız
siz eğer,
Eşyânın adlarını,
veriniz bana haber.)
Îtirâf eylediler
melekler aczlerini.
Dediler ki: (Yâ Rabbî,
tenzîh ederiz seni.
Bize ne öğrettinse,
ancak onu biliriz.
Senin bildirdiğinden,
başka yok bir bilgimiz.)
Hazret-i Âdem'e de
buyurdu ki bu kere:
(Eşyânın adlarını, haber
ver meleklere.)
Âdem Peygamber dahî, bu
emre ittibâen,
Onları, meleklere beyân
etti tamâmen.
Onlar, "Âdem Nebî"den
öğrenince bunları,
Daha da fazlalaştı, o'na
hayrânlıkları.
Hepsi şâhit oldular,
ilminin kemâline.
Ve çok gıpta ettiler,
o'nun her bir hâline.
Vaktâ
ki "Kırk" yaşına
geldi "Âdem Peygamber",
O'nu, Cennet içine
ilettiler melekler.
Büyük bir "taht"
yaptılar o'na Allah
emriyle.
Ve o'nu süslediler,
Cennet zînetleriyle.
Giydirdiler üstüne, bir
"Cennet libâsı"nı.
Ve koydular başına, bir
"kerâmet tâcı"nı.
Tebessüm etse idi "Âdem
Nebî" bir kere,
Dişlerinden çıkan nûr,
aks ederdi her yere.
Başını, ne tarafa
döndürüp baksa idi,
"Nûr-u Nebî",
alnında parlardı "Güneş"
gibi.
Emretti Hak teâlâ, sonra
meleklerine:
(Alın o'nun tahtını,
omuzlar üzerine.
Dolaştırın, gezdirin
Cennetin her yerini.
Sonra Arş'ın yanında,
indirin kendisini.)
Bu emir üzerine, aldı
o'nu melekler.
Göklerin her yerini,
gezdirip getirdiler.
Alnında, güneş gibi
parıldayan "Nûr"unu,
Bilirdi melekler de,
Habîb'in olduğunu.
Bu sebepten, ne vakit
baksalardı yüzüne,
Salevât okurlardı, "Habîbullah"
üstüne.
"Âdem aleyhisselâm",
Cennetlere girince,
Kürsîler
konmuş gördü, Nebîler
adedince.
Onların hangisinde,
biraz otursa idi,
O peygamberin nûru,
alnında parlar idi.
Habîbullah’ınkine,
son kez oturduğunda,
Kayboldu öbür nûrlar, o
kürsî’nin nûrunda.
Nasıl güneş çıkınca,
kaybolursa yıldızlar,
O'nun ışığında da,
kayboldu diğer nûrlar.
"Âdem Nebî"
görünce, bu açık
kerâmeti,
Daha çok fazlalaştı, "Resûl"e
muhabbeti.
Melekler de bu hâle,
eylediler çok hayret.
Meş'ale
getirdiler, nûrdan
yetmişbin adet.
Başının üzerinde,
tuttular tâzîm ile.
Aydınlandı yer ve gök,
onların zıyâsiyle.
|