|
01 - ADEM ALEYHİSSELÂM
İBLÎS SECDE ETMEDİ
Vaktâ
ki rûh bedene, girer
girmez, o sâat,
"Dimâğ"a te'sîr
edip, önce o buldu
hayât.
Yayıldı daha sonra, el,
kol ve bacağına.
Her nereye gittiyse,
kavuştu o yer cana.
"Göz"üne ulaşıp
da, etrâfını görünce,
Arş-ı âlâya baktı, her
şeyden daha önce.
"Lâ ilâhe illâllah,
Muhammed Resûlullah".
Yazısını görünce, merak
etti o nâgâh.
Ve sordu ki: (Muhammed,
kim ola ki ilâhî!
İsmin ile yan yana
yazmışsın o'nu dahî?)
Buyurdu:
(Evlâdından, biridir ki
yâ Âdem!
Yaratmadım bir kişi,
O'ndan daha mükerrem.)
Henüz ayaklarına
gelmemişti ki rûhu,
Doğrularak, ayağa
kalkmayı etti arzû.
Bu yüzden Hak teâlâ
buyurdu ki Kur'ânda:
(İnsan,
çok aceleci halk oldu
zamânında.)
Ve vermemiş idi ki,
rûhunu bedenine,
Şöyle fermân buyurdu,
cümle meleklerine:
(Ey melekler, çamurdan,
insan halk edeceğim.
Önce cansız bir kalıp,
sonra rûh vereceğim.
Ne zaman ki rûhunu
verirsem bedenine,
Siz secdeye kapanın,
hürmet için kendine.)
Vaktâ
ki rûh verilip, kalktı "Âdem
Peygamber",
Secdeye kapandılar, o'na
cümle melekler.
Habîbullahın
"Nûr"u, alnında
parlıyordu.
O yüzden meleklere, bu
secde emrolundu.
Tek bir kişi var idi
lâkin secde etmeyen.
O da, "İblîs" idi
ki, tard oldu ebediyyen.
Melekler, "Beşyüz
sene" kalarak o
secdede,
Kalkınca gördüler ki,
sırf etmemiş o secde.
Emre uyduklarından, hamd
ettiler Allah’a.
Secdeye kapandılar,
şükür için bir daha.
Yaptığı içindir ki
melekler iki secde,
Beş vakit namâzda da,
emr oldu bu şekilde.
Onların arasında, "İblîs"
idi ki bir tek,
Emri dinlememişti, bir
an kibirlenerek.
Şöyle suâl eyledi, o'na
Rabbil-âlemîn:
(Ey mel'ûn, sen ne için
secdeye eğilmedin?)
Cevâbında dedi ki:
(Hayırlıyım ben o'ndan.
Beni "Nâr"dan
yarattın, o'nu ise "Çamur"dan.)
O, gurûr ve kibrinden
secde etmedi diye,
Dûçâr oldu mâlesef,
gadab-ı ilâhîye.
Allah’ın bir emrini,
icrâ etmediğinden,
Lâ'netlenip
kovuldu, huzûr-u
ilâhîden.
İblîs, Hak teâlâya
eyledi ki şöyle arz:
(Kıyâmet gününe dek,
mühlet ver bana biraz.)
Hak teâlâ verince bu
mühleti İblîs'e,
O zaman da Allah’a, dedi
ki:
(Öyle ise,
Kullarının yoluna gidip
oturacağım.
Onlara, dört cihetten
musallat olacağım.
Onlara şirin, güzel,
gösterip harâmları,
Her an saptıracağım,
doğru yoldan onları.
Emirlerine uyan, hâlis
kulların hâriç,
Elimizden kurtulan, bir
kimse bulunmaz hiç.) |