|
01 - ADEM ALEYHİSSELÂM
RÛH GİRMEK İSTEMEDİ
Allah, "Âdem Nebî"nin
kalıbına rûh ve can,
Vererek, diriltmeyi
murâd ettiği zaman,
Rûh, bedeni "cansız"
ve "karanlık yer"
görünce,
İçeriye girmeyi,
istemedi ilk önce.
O zaman Cebrâil'e
buyurdu cenâb-ı Hak:
(Habîbimin nûrunu, al
emânet olarak.
Getirip koy ki hemen,
iki kaş mâbeynine,
Rûh girsin ona bakıp,
Âdemin bedenine.)
Yâni nasıl avcılar, bir
kuş avlamak için,
Câzip yemler koyarlar o
yere biraz ilkin.
Yâni tuzak kurarlar, o
kuşa daha önce.
Gelip girer tuzağa, kuş,
o yemi görünce.
"Rûh kuşu" da, bu
nûru görünce oldu
hayrân.
Girdi zevk ve şevk ile,
gözünün pınarından.
Lâkin girip gördü ki, bu
yer çok "Karanlık"mış.
Birbirine "zıt"
olan, dört maddeden
yapılmış.
Ateş, hava, su, toprak,
hepsi zıt birbirine.
(Bu binâ çabuk çöker)
dedi kendi kendine.
O sırada gördü ki,
üzerine dört yandan,
Saldırıya geçtiler, bir
hayli vahşî hayvan.
Ne kadar "kötü huylar"
varsa insan içinde,
Rûha hücûm ettiler, bir
"hayvan"
biçiminde.
Gadap,
bir "canavar"dı,
şehvet, sanki bir "akrep".
Her sınıf hayvan vardı,
saldırdılar ona hep.
Nazlı rûh, uzun yıllar,
mukaddes âlemlere,
Alışık olduğundan,
şaşırdı birden bire.
Bu durum karşısında,
istedi geri dönmek.
Lâkin kendi kendine, bu,
mümkün değildi pek.
Çâresizlik içinde, bir "Âh"
dedi o sâat.
Aksırıp, her âzâsı
canlandı, buldu hayât.
Rûh yerleşti ise de,
bedenine "Âdem"in,
Bu karanlık cesede,
alışamadı lâkin.
Allahü teâlâya, yakınlık
anlarını,
Düşünüp, üzülürdü eski
makâmlarını.
Bu beden kafesini
parçalayıp, o yine,
Kavuşmak istiyordu,
önceki günlerine.
Velhâsıl bu cesede,
etmedi hiç muhabbet.
Kuramadı onunla, bir
yakınlık ve ülfet.
Zîrâ değil idiler, ikisi
aynı cinsten.
O, "âlem-i halk"tandı,
bu,"âlem-i emir"den.
Sonsuz kudret sâhibi, o
Allahü teâlâ,
Bu iki zıt şeyleri,
getirdi bir araya.
Sonra Allah, "Hava"yı,
bedene gıdâ edip,
Gönderdi ciğerlere,
meleklere emredip.
Böylece en lüzûmlu gıdâ
olan bu "Hava",
Bahş
oldu Rabbimizden,
insanlara bedâva.
Rabbinin kokusunu, rûh
alıp bu hava'dan,
Tâze hayât buluyor, her
sâniye ve her an.
Zîrâ insan, her nefes
alıp ve verdiğinde,
(H)
sesi hâsıl olur, dikkat
edildiğinde,
"Allah" kelâmının
da, son sesi yine (H)dır.
İşte o (H)
sesleri, "Allah"ı
hâtırlatır.
İnsan, günde binlerce,
nefes alıp veriyor.
Yâni rûha binlerce,
O'ndan haber geliyor.
Rûh, Rabbinden aldıkça,
an be an bu haberi,
Beden de o müddette,
kalır canlı ve diri.
Ne zaman ki bu haber,
gelmez olur bir daha,
O beden ölmüş olur, rûh
kavuşur Allah’a. |