|
01 - ADEM ALEYHİSSELÂM
TOPRAKTAN YARATILDI
Yer yüzünde "İlk
insan" ve hem de "İlk
Nebî"dir.
Ülül'azm
peygamber ve Resûllerin
ilkidir.
Hiç bir şey yaratmadan
âlemde Hak teâlâ,
"Habîbinin nûru"nu
halk eyledi evvelâ.
Ve hadîs-i kudsîde,
verdi ki şöyle haber:
(Hiç bir şey
yaratmazdım, sen
olmasaydın eğer.)
Âdem aleyhisselâm
yaratılmadan önce,
Yer yüzünde "cinnîler"
yaşıyordu sâdece.
Sonra, aralarında
çıkınca kin ve haset,
Kavga-cidâl yaptılar, "kan
döküldü" nihâyet.
Hak teâlâ o zaman,
gökteki meleklerden,
Müteşekkil bir ordu
gönderdi yer'e hemen.
Onların başına da, "İblîs"i
kıldı serdâr.
Zîrâ henüz Allah’a
olmamıştı isyânkâr.
Adı, "Azâzil"
olup, hepsinden âlim
idi.
O ordunun başında,
göklerden yere indi.
Cinleri, yer yüzünden
adalara, dağlara,
Sürerek, kendileri
yerleşti oralara.
Böylece, meleklerin bir
kısmı yer yüzüne,
Yerleşip, emîrleri "Azâzil"
oldu yine.
Hem göklerin, hem yerin
oldu idârecisi.
Cennet hazînesinin, hem
o idi bekçisi.
O, bâzan yer yüzünde,
bâzı kere göklerde,
İbâdet ediyordu istediği
her yerde.
"Kırk bin" sene
yapmıştı, Cennetlerde
bekçilik.
Yaptı "seksen bin"
yıl da, meleklere
emîrlik.
Onlara, "otuz bin"
yıl, yaptı vâz-ü
nasîhat.
Arş-ı âlâ altında, "on
bin" yıl yaptı tâat.
Allah, "Âdem
Nebî"yi yaratmak
dileyince,
Ve bundan, melekleri
haberdâr eyleyince,
Dediler ki:
(Yâ Rabbî, sana hamd
ediyoruz.
Ve seni tesbîh edip, her
an zikrediyoruz.
Yerde fesat çıkarıp ve
kan dökecek olan,
Kimseleri, ne için
yaratacaksın el'an?)
Hak teâlâ buyurdu: (Ey
benim meleklerim!
Sizin bilmediğiniz
şeyleri ben bilirim.
Siz, yalnız bakarsınız
onların işlerine.
Bense, nazar ederim kalb
ve niyetlerine.
Siz, mâsum olsanız da
günâhtan her ne kadar,
Onlar, günâh işleyip,
sonra pişmân olurlar.
Sizin bu hâlinizi sevsem
dahî bir nice,
"Affı"da çok
severim, kulum tövbe
edince.
Bana yaklaşanlara, daha
çok yaklaşırım.
Benden uzaklaşanı, bana
yaklaştırırım.
Ben, zelîl olanları,
ederim tekrâr azîz.
Benim bildiklerimi,
bilmezsiniz aslâ siz.)
Gerçi bunu sormakta,
meleklerin niyeti,
Sâdece öğrenmekti o
işteki hikmeti.
Yine de, "Bu suâli,
niçin sorduk?"
diyerek,
İstiğfâr eylediler, O'na
boyun bükerek.
Dediler ki:
(Yâ Rabbî, seni tenzîh
ederiz.
Senin öğrettiğinden
gayri şey bilmeyiz biz.
Ey Rabbimiz, muhakkak,
sen her şeyi bilensin.
Ve her bir yaptığının,
hikmeti vardır senin.)
Melekler, aczlerini
böyle edip îtirâf,
Kürsî'yi,
"yedi sene",
ettiler her gün tavâf. |