|
35 - MÛCİZELERİ
KURDUN ENDÎŞESİ
Peygamber Efendimiz, bir
defin esnâsında,
Hazır bulunuyordu Bakî
kabristânında.
O sırada, uzaktan bir "Kurt"
geldi koşarak.
Korkuya kapıldılar eshâb
telâşlanarak.
Lâkin Resûlullahın, bu
hâdise ânında,
Değişiklik olmadı sükûn ve
vakarında.
Ve hattâ eshâbına buyurdu
ki o zaman:
(Korkmayın, elçiliğe
gelir bize o hayvan.)
Hakîkaten kurt gelip, edeb
ile yaklaştı.
Ve Peygamberimize derdini
şöyle açtı:
Dedi: (Yâ Resûlallah, bu
gün vahşî hayvanlar,
Medîne hâricinde bir yerde
toplandılar.
Ve beni, elçiliğe
gönderdiler ki size,
Emir buyurasınız kendi
ümmetinize.
Ki, bize rızk için, bir şey
tâyin etsinler.
Vahşî hayvanlar dahî,
onlarla yetinsinler.
Biz, o tâyin olunan
hayvanları yiyelim.
Daha başkalarına, artık göz
dikmeyelim.)
Peygamber Efendimiz, (Ne
diyorsunuz?) diye,
Baktılar oradaki mevcûd
sahâbîlere.
Teslimiyyet içinde, onlar
sükût ettiler.
Bu husûsta bir fikir beyân
eylemediler.
Lâkin Peygamberimiz, onlara
bakıp tekrâr,
(Sizler de fikrinizi
söyleyin) buyurdular.
O zaman bir tânesi, fikrini
eyledi arz.
Dedi: (Yâ Resûlallah,
zekât, bize oldu farz.
Biz ancak, zekât için
hayvan verebiliriz.
Bir hayvan da onlara
vermeye yok gücümüz.)
Resûlullah o zaman, kurda
dönüp yüzünü,
Buyurdu ki: (Duydun mu
eshâbımın sözünü?)
"Kurt" şöyle arz etti ki:
(Ama, beni hayvanlar,
Eshâbına değil de, zâtına
yolladılar.)
O zaman buyurdu ki: (Diyorum
ben de öyle.
Daha başka arzûnuz var
ise, onu söyle.)
Kurt şöyle arz etti ki:
(Bir arzûmuz daha var.
Şunu demek ister ki size
vahşî hayvanlar:
Biz her gün, bir hayvanı
parçalar, onu yeriz.
İnsanların hoşuna gitmez bu
fiilimiz.
Bunun için, senin ve
eshâbının, bizlere,
Bedduâ etmesinden
korkudayız bu kere.)
O merhamet deryâsı,
Peygamber Efendimiz,
Buyurdu ki: (Korkmayın
ve müsterih olun siz.
Çünkü size ulaşan günlük
nasîbinizden,
Ötürü, bir bedduâ
erişmez size bizden.)
Kurt bunu işitince, dedi:
(Elhamdülillah!
Sizin bedduânızdan korudu
bizi Allah.
Eğer bedduânıza olsa idik
müstehak,
Bütün vahşî hayvanlar,
olurduk cümle helâk.)
Müsâde istiyerek sonra
Resûlullahtan,
Ayrılıp, sevinç ile
uzaklaştı oradan.
|