|
35 - MÛCİZELERİ
DEVE KONUŞUYOR
Bir gün, bir köylü geldi
Hakkın Peygamberine.
Yörük, cins bir "Deve"yi
gösterdi kendisine.
Resûlullah, deveyi çok
beğenip hoşlandı.
Fiyatını sorarak, köylüden
satın aldı.
Deve, Resûlullahı görünce
geldi dile.
Ve şöyle hitâb etti Ona
fasîh dil ile:
(Esselâmü aleyke, ey
insin en iyisi!
Esselâmü aleyke, ey
Hakkın Sevgilisi!)
Deveden bu sözleri duyunca
Fahr-i âlem,
Okşayıp, kendisine iltifât
eyledi hem.
Deve, konuşmasına devâm
etti şöylece:
(Ey Allahın Resûlü, bunun
idim ben önce.
Lâkin günâh işlerdi, bu
yüzden kaçtım ondan.
Dağlarda, tek başıma
dolaştım uzun zaman.
Beni, vahşî hayvanlar
dağlarda görürlerdi.
"Bu deve, Peygamberin
devesidir" derlerdi.
Onların bu sözünü duyar,
çok sevinirdim.
Ve sana kavuşmayı, ne kadar
çok isterdim.
Sonsuz hamd ve şükürler
olsun ki Allahıma,
Erdirdi şimdi beni, o büyük
murâdıma.)
Resûlullah, dinleyip onun
konuşmasını,
Onu daha çok sevip, verdi "Adbâ"
adını.
Deve, yine konuşup, dedi ki
sonra hemen:
(Ey Allahın Resûlü, bir
dileğim var senden.)
O Server, ricâsını dinleyip
o devenin,
Buyurdu: (Söyle peki,
nedir benden dileğin?)
Dedi: (Yâ Resûlallah, duâ
et, âhirette,
Yine senin bineğin, ben
olayım Cennette.
Eğer sen, benden önce
âhirete varırsan,
Üstüme, senden gayri
binmesin hiçbir insan.
Zîrâ ben yanıyorken, senin
ayrılığına,
Tahammül gösteremem senden
gayrılarına.)
Peygamber Efendimiz, bunu
kabûl buyurdu.
Deve, bu söz üstüne râhat
ve huzûr buldu.
Vaktâ ki Resûlullah, geldi
ömrü sonuna,
"Hazreti Fâtıma"yı çağırdı
huzûruna.
Ve ona buyurdu ki: (Ey
kızım, ben vaktiyle,
Bir sözleşme yapmıştım
devemiz Adbâ ile.
Benden sonra Adbâ'ya,
hiçbir kimse binmesin.
Ona yem ve su vermek,
vazîfen olsun senin.)
Vaktâ ki Resûlullah, göç
etti bu dünyâdan.
Yemeden ve içmeden kesildi
deve o an.
Artık ne ot yiyordu, ne de
su içiyordu.
Günleri, başı önde, çok
mahzûn geçiyordu.
"Hazreti Fâtıma"yı gördü
bir gün nihâyet.
Dedi ki: (Ey Resûlün
kızı, bana duâ et.
Öyle zannederim ki, çok
yaklaştı ecelim.
Biraz sonra ölerek,
Resûl'e gideceğim.)
Ve başı, "Fâtıma"nın
tam kucağında iken,
Vefât edip, Resûl'e kavuştu
ebediyyen.
|