|
35 - MÛCİZELERİ
BİR LOKMANIN YAPTIĞI
Bir kadın sahâbînin vardı
ki bir evlâdı,
Kendisinde "Delilik"
alâmetleri vardı.
Duâ etmesi için, annesi bu
oğluna,
Götürdü bir gün onu,
Resûl’ün huzûruna.
O Server, dizlerine alarak
önce onu,
Mübârek elleriyle sıvadı
vücûdunu.
Sonra duâ buyurdu annesinin
yanında.
O çocuk, oracıkta şifâ
buldu ânında.
Yine Peygamberimiz, bir
yerde yemek yerken,
O ara bir “Hizmetçi”
geçiyordu o yerden.
Yemek yediklerini o
hizmetçi görünce,
Ricâ etti: (Bana da
yediğinden ver) diye.
Peygamber Efendimiz,
önündeki taâmdan,
Veriyordu ki fakat,
istemedi o ondan.
Edebsizlik ederek, dedi ki:
(Ey Peygamber!
Ağzında çiğnediğin
lokmadan çıkar da ver.)
Şöyleydi ki Resûl’ün âdet-i
şerîfleri,
Her istenilen şeyi verir
idi ekserî.
O hizmetçiye dahî, merhamet
edip yine,
Onun bu talebini getirdiler
yerine.
Lâkin Resûlullah'ın o
mübârek ağzından,
Lokmayı, o hizmetçi alıp
yuttuğu zaman,
Hâlinde, birdenbire oldu
bir değişiklik.
Resûl’den mahcûb olup, “Utandı”
hemencecik.
Ve hattâ ondan sonra, öyle
oldu ki hâli,
Oldu o havâlide, “Edeb,
hayâ” timsâli.
Yine Peygamberimiz, açıp
bir gün elini,
Duâ etti: (Yâ rabbî,
kuvvetlendir bu dîni.
Ya Ebû Cehil ile, yâhut
da Ömer ile,
Takviye et islâmı
ikisinden biriyle.)
Onun bu duâsını, Rabbimiz,
çok geçmeden,
“Ömer Fâruk”
hakkında kabûl eyledi hemen.
Nitekim geldi Cibrîl az
sonra yer yüzüne.
Ve bir "Müjde" getirdi
Allah'ın Resûlüne.
Dedi: (Yâ Resûlallah,
sen bir duâ etmiştin.
Rabbinden, bu din için
takviye istemiştin.
Kabûl etti Rabbimiz
senin o dileğini.
Ve Ömer'i seçti ki,
sağlam eder bu dîni.)
O gün “hazreti Ömer”,
Resûl'ü öldürmeye,
Giderken, îmân edip âşık
oldu bu kere.
Kavuşturması için
Resûlullah'a hemen,
Duâ etti Allah'a, gece
mütemâdiyen.
Nihâyet aşkı ile yanarak o
Resûl’ün,
Mübârek huzûruna kavuştu
ertesi gün.
Kapıda karşılayıp kendisini
o Server,
Ona buyurdular ki:
(Îmâna gel yâ Ömer!)
O dahî “Şehâdet”i
getirip en sonunda,
Îmânla şereflendi, Resûl’ün
huzûrunda.
|