|
35 - MÛCİZELERİ
BİR TABAK YEMEK
Resûl’e Peygamberlik ilk
teblîğ edilince,
İnsanları islâma çağırırdı
gizlice.
Lâkin tek tük, nâdiren
inanan oluyordu.
“Üç yıl”da îmân eden,
sâdece "Otuz" oldu.
Bir müddet sonra ise,
gelmişti ki bir âyet,
Meâlen, (Akrabânı islâma
eyle dâvet.)
O Server, yapmak için
Rabbinin bu emrini,
Yakın akrabâsının çağırdı
herbirini.
Onlar, “Ebû Tâlib”in
geldiğinde evine,
Sâdece “bir kap”
yemek getirdi önlerine.
“Besmele” söyliyerek önce
yedi kendisi.
Ve (Buyurun!)
deyince, başladı sonra hepsi.
Yemek "Bir"
kişilikti, onlar "Kırk" kişiydi tam.
Hepsi yiyip doydular,
eksilmedi hiç taâm.
Onlar, bu mûcizeyi gördüler
birer birer.
Yine de îmân ile
şereflenemediler.
"Ebû Hüreyre" dahî,
anlatır ki: (Bir harpte,
Çok şiddetli bir açlık
başladı sahâbede.
Yoktu hiç birisinde yiyecek
bir lokmacık.
Herkes, açlık içinde
kıvranıyordu artık.
O sıkışık zamanda, bana
bakıp o Server,
(Yiyecek bir şey var
mı?) diye suâl ettiler.
(Az miktârda hurma var)
diye arz edince ben,
Bana buyurdular ki: (Onları
getir hemen.)
Getirdim, o hurmadan tek “Bir
avuç” aldılar.
Bir serginin üstüne,
elleriyle yaydılar.
Sonra, bereket için bir duâ
eyledi ve,
Buyurdu ki: (On kişi
çağır gelsin yemeğe.)
Çağırdım, geldiler ve
yediler o hurmadan.
(On kişi daha çağır)
buyurdular sonradan.
Çağırdım, onlar dahî gelip
yiyip doydular.
Sonra, (On kişi daha
dâvet et) buyurdular.
Böylece onar onar çağırdım
gâzileri.
Gelip, doyana kadar yiyip
gitti her biri.
Hiç yemiyen kalmadı bu
islâm ordusunda.
(Koyduğun hurmaları al)
buyurdu sonunda.
Zâten “Bir avuç”
kadar hurmaydı getirdiğim.
O hurmaları alıp, tekrâr
eve ilettim.
Onları, senelerce hem
yedik, hem yedirdik.
Dağıttık sağa sola, yine
bitiremedik.
"Enes bin Mâlik"
dahî, rivâyet eder ki hem:
Bir miktâr yemek yaptı
vâlidem Ümmü Süleym.
Götürüp arz eyledim Resûl-i
kibriyâya.
Buyurdu ki: (Yâ Enes,
onu koy da oraya.
Git, filân filân ile,
kime rastlarsan eğer,
Söyle, yemek yemeye
bizim eve geleler.)
Tam "Üçyüz" kişi geldi
yemek ziyâfetine.
Hepsi “bir tabak”
idi, kâfî geldi hepsine.
|