|
35 - MÛCİZELERİ
CENNETTEN GELEN YEMEK
Peygamber Efendimiz,
günlerden bir gün yine,
"Hazreti Fâtıma"nın
teşrîf etti evine.
Gördü ki, kızının ve
çocukların yüzleri,
Solmuş ve kansızlıktan
sararmış benizleri.
Üzülüp, sebebini sorunca
Fâtıma'dan,
O da Resûlullah'a arz
eyledi o zaman.
Dedi ki: (Babacığım,
şudur ki buna sebep,
Ben ve onlar, üç gündür
aç yatıp kalkarız hep.)
Resûlullah bu hâle gâyet
kederlendiler.
Ve hemen onlar için çok duâ
eylediler.
Hazreti Fâtıma'ya buyurdu
ki sonra da:
(Yâ Fâtıma çık da bak,
ne var karşı odada?)
Hazreti Fâtıma ve Hasen ile
Hüseyin,
O odaya koştular, emriyle o
Server’in.
Bir “Tabak” gördüler ki,
işlenmiş zînet ile.
İçi de dolu idi “Yeni
pişmiş et” ile.
O yemekten devâmlı yediler
bir nice gün.
Yine de eksilmedi, duâsıyle
Resûl’ün.
Ve lâkin bir kadının "Kötü
nazarı" ile,
Daha sonra o tabak,
kayboldu birdenbire.
Peygamber Efendimiz buyurdu
ki bu bâbta:
(Size ben söylerim ki
yemîn ederek hattâ,
O kadının nazarı
değmeseydi gerçekten,
Hayâtınız boyunca
yerdiniz o yemekten.)
Bir gün de, eshâbıyla
Allah'ın Peygamberi,
Otururken, o yere gelmişti
köylü biri.
Elinde “Torba” ile
yaklaşarak o ara,
(Muhammed kimdir?)
diye suâl etti onlara.
Öğrenince, yaklaşıp sordu
ki: (Yâ Muhammed!
Şu torbada ne vardır,
biliyorsan beyân et.)
Peygamber Efendimiz,
tebessüm eylediler.
(Bilir isem, îmâna gelir
misin?) dediler.
Köylü (Evet)
deyince, buyurdu ki: (Sen bu gün,
İki güvercin ile,
annelerini gördün.
Yavru güvercinleri, sen
alıp da gidince,
Anneleri, ardından feryât
etti bir nice.
Ve onların üstüne gelip
attı kendini.
Sen de attın torbaya, o
anne güvercini.)
Peygamberi zîşân'ın
sözlerini tâkîben,
O köylü, elindeki torbayı
açtı hemen.
Baktılar, bir "Anne kuş",
iki de "Yavru" yine.
Germiş kanatlarını onların
üzerine.
Resûlullah buyurdu:
(Bakınız ki bunlara,
Ne çok merhametlidir
anne kuş yavrulara.
Bir kul tövbe edince, o
kula, Rabbimizin,
Şefkati, şefkatinden
çoktur şu güvercinin.)
Köylü, bu mûcizeyi görüp
oldu müslümân.
O güvercinleri de salıverdi
o zaman.
|