|
35 - MÛCİZELERİ
KURT VE KERTENKELE
“Resûlullah”
devrinde, dağ başında bir çoban,
Kırda, koyunlarını
otlattığı bir zaman,
Bir “Kurt”, gelip
kaçırdı koyunlardan birini.
Çoban, tâkib ederek buldu
kurdun yerini.
Ve kurtardı koyunu, o
kurdun pençesinden.
Lâkin kurt dile gelip,
seslendi ki peşinden:
(Ey çoban, o koyunu
niçin benden alırsın?
Rızka mâni olmaya
Allah'tan korkmaz mısın?)
Çoban bunu duyunca, pek çok
hayret eyledi.
(Ne garip, insan gibi
konuşan bir kurt) dedi.
Kurt dedi ki: (Sen buna
garip dersin ve lâkin,
Bundan daha gariptir
halbuki senin hâlin.
Zîrâ sen, koyunların
tanırsın herbirini.
Ve lâkin tanımazsın
kendi Peygamberini.
Onunla aranızda, sâdece
bir vâdi var.
Haydi git, sen de ona
tâbi ol, etme inkâr.)
Dedi: (Kime emânet edeyim
koyunları?)
Kurt dedi: (Ben
beklerim, sen düşünme onları.)
Çoban, koyunlarını kurda
edip emânet,
Resûl’ün huzûruna vâsıl
oldu nihâyet.
Resûlullah, görünce çobanın
geldiğini,
Buyurdu: (Haydi anlat
kurdun hikâyesini.)
Çoban, hayret içinde "Peki"
dedi ve hemen,
Anlattı o Resûl’e hâdiseyi
tamâmen.
Ve şehâdet getirip o
Resûl’ün yanında,
Îmân edip, eshâbtan
oluverdi ânında.
Bir gün de, eshâbiyle
otururken o Server,
Huzûruna, bir köylü
çıkageldi bu sefer.
Elinde "Kertenkele"
tutuyordu o hattâ.
O hayvanı gösterip,
Server-i kâinâta,
Dedi: (Şu kertenkele tasdîk
ederse seni,
Ben de tasdîk ederim senin
nübüvvetini.)
O Server hitâb edip, sordu
ki o hayvana:
(Kime kulluk edersin ey
mahlûk, söyle bana?)
Hayvan dile gelerek, dedi:
(Ey Peygamberim!
Allahü teâlâya ancak kulluk
ederim.)
Resûlullah buyurdu:
(Peki ey kertenkele!
Benim kim olduğumu,
açıkça beyân eyle.)
Hayvan, fasîh lisânla dedi:
(Yâ Resûlallah!
Sen, Allah'ın kulu ve
Peygamberisin vallah.
Mahlûkâtın içinde, en
şerefli kişisin.
Cihânın efendisi, Hüdânın
Habîbisin.)
Köylü, kertenkeleden
duyunca bu sözleri,
Şaşkın bir vaziyette oturdu
diz üzeri.
“Kelime-i şehâdet”
getirip en sonunda,
Girdi islâm dinine,
Resûl’ün huzûrunda.
Dedi: (Cân-ü gönülden îmân
ettim ben dahî.
Sen Allah'ın kulu ve
Resûlüsün vallahi.)
|