|
35 - MÛCİZELERİ
SAĞ EL İLE YE !
Kim “Yalan”
konuşsaydı Resûl’e karşı eğer,
Muhakkak cezâsını çekerdi o
kimseler.
Nitekim bir hayâsız, o
devirlerde bir gün,
Sol elle yemek yerdi
huzûrunda Resûl'ün.
Peygamber Efendimiz, o
zaman o kimseye,
Buyurdu ki: (Ey kişi,
dâimâ sağ elle ye!)
O, yalan söyliyerek, o
Resûl’e cevâben,
Dedi: (Yiyemiyorum sağ
elimle ama ben.)
Resûlullah, bir daha (Sağ
elle ye!) buyurdu.
O, (Mümkün değil) deyip,
yine yalan uydurdu.
Peygamber-i zîşân'a yalan
söylediğinden,
Artık o, sağ el ile yiyemez
oldu birden.
Ve hattâ istese de, yine
yiyemiyordu.
Çünkü aslâ sağ eli, ağzına
gitmiyordu.
Peygamber Efendimiz, bir
kimse için yine,
Eğer duâ etseydi, o gelirdi
yerine.
İşte "Ebû Hüreyre",
bu bâbta diyor ki hem:
Îmâna gelmemişti önceleri
vâlidem.
Ne kadar uğraştıysam, hiç
fayda vermemişti.
Ne yolu denediysem, aslâ
kâr etmemişti.
Bâzan yumuşaklıkla, bâzan
da sert söyledim.
Olmayınca, son çâre
Resûlullah'a geldim.
Dedim: (Yâ Resûlallah,
anneme duâ buyur.
Hak teâlâ, kalbine
versin hidâyet ve nûr.)
Merhamet buyurarak, el
kaldırıp o zaman,
Duâ buyurdular ki, vâlidem
etsin îmân.
Ben buna çok sevinip,
ayrıldım o Resûl’den.
Büyük bir ümit ile anneme
gittim hemen.
Yanına varmak için
sabırsızlanıyordum.
"Îmâna geldiğini görür
müyüm?" diyordum.
Bunları düşünerek eve
vardım böylece.
Kapıyı çaldımsa da,
açılmadı hemence.
Gâyet sabırsızlanıp, kapıyı
tekrâr çaldım.
Yine açılmayınca, bir hayli
meraklandım.
Ben böyle bekliyorken,
kapıya geldi annem.
“Şehâdet” söylüyordu
açarken kapıyı hem.
Dedi ki: (Biraz önce,
otururken şurada,
Kalbim birden değişip,
yumuşadı bir anda.
Yâni islâma karşı, bende
bir meyil oldu.
Kalbim, Resûlullah'ın
muhabbetiyle doldu.
İçimden abdest almak
ihtiyâcını duydum.
Sen kapıya vururken, ben
abdest alıyordum.)
Ben bunları duyunca,
ağladım sevincimden.
Hemen birbirimize sarıldık
bu sevinçten.
Resûlullah'a gittim daha
sonra ben yalnız.
Dedim: (Elhamdülillah,
kabûl oldu duânız.)
Peygamber-i zîşân da, buna
çok sevindiler.
(Sonsuz şükürler olsun
Rabbimize) dediler.
|