|
35 - MÛCİZELERİ
AĞAÇLAR SELÂM ALDI
“Abdullah bin Abbâs”ın
annesini, o Server,
Görerek, kendisine verdi
şöyle bir haber:
Buyurdu ki: (Ey hâtun,
çok yakında senin bir,
Oğlun olacaktır ki,
doğunca bana getir.)
Çok geçmeden bir oğlu
olmuştu hakîkaten.
Alıp, Resûlullah'a getirdi
onu hemen.
Resûlullah, çocuğu aldı
ondan severek.
Buyurdu: (Halîfeler
babasıdır bu bebek.)
Buna vâkıf olunca hazreti
Abbâs dahî,
Gitti Resûlullah'ın yanına
bizâtihî.
Dedi: (Yâ Resûlallah,
oğlumuzun hakkında,
"Halîfeler babası" dediniz
mi yakında?)
Buyurdu ki: (Yâ Abbâs,
söyledim öyle, evet.
Çünkü halîfelerin
babasıdır o elbet.)
Velhâsıl Resûlullah nasıl
buyurdu ise,
Hakîkaten aynıyle vukû
buldu hâdise.
Abbâsî devletinin zîrâ her
halîfesi,
"Abdullah bin Abbâs"ın
soyundan geldi hepsi.
Yine nakledilir ki Aliyyül
Mürtezâ’dan:
Çağırdı Resûl beni huzûruna
bir zaman.
Ve bana buyurdu ki: (Yâ
Alî, bin devene.
Zîrâ kadı olarak
gideceksin Yemen'e.)
Dedim: (Yâ Resûlallah, baş
üstüne ve lâkin,
Bu husûsta, size bir arzı
var bu fakîrin.
Şöyle ki, görmüyorum
kendimi buna ehil.
Zîrâ henüz çok gencim,
ilmim de kâfî değil.)
O zaman Resûlullah, mübârek
elleriyle,
Göğsümü sıvazlayıp
buyurdular ki şöyle:
(Yâ rabbî, sen Alî'ye
ihsân et ilim, hikmet.
Ve bu vazîfesinde ver
ona tam ehliyet.)
Sonra da seâdetle buyurdu
ki: (Yâ Alî!
Haydi git, zîrâ seni
bekliyor o ahâli.
Müslümân olmıyanlar varsa
da içlerinde,
Onlar da îmân eder, seni
gördüklerinde.
Yâ Alî, sen Yemen'e
varmadan biraz evvel,
Bir tepe üzerinden
geçeceksin muhtemel.
O tepeye varınca, görürsün
ki o ara,
İnsanlar, senin için
dökülmüşler yollara.
O zaman nidâ et ki: (Ey
ağaçlar, ey taşlar!
Allah'ın Resûlünün size
selâmları var.)
"Baş üstüne" diyerek
çıktı yola velhâsıl.
Buyurulan tepeye nihâyet
oldu vâsıl.
Resûl’ün selâmını
söyleyince o dağda,
Bir anda kopuverdi bir
uğultu, dağdağa.
Ne kadar taş ve ağaç var
ise dağda eğer,
Resûl’ün selâmını aldılar
hep berâber.
Kâfirler görür görmez Ondan
bu kerâmeti,
Derhâl îmân ettiler,
getirip şehâdeti.
|